

Editör
ALÄ° SAMÄ° PALAZ
RADARDAN KAYBOLMAK
Günümüzde görünür olmak, ön planda olmak, fark edilir, takip edilir olmak revaçta olsa da, ben izimi kaybettirmek arzusundayım. Her ne kadar işim görünür olmayı gerektirse de, ben görünmez olmak istiyorum. Hani işim dünyayı köşe bucak gezmek, yaşadıklarımı, deneyimlerimi, izlenimlerimi sizlerle paylaşmak ya, size çok zevkli bir işmiş gibi gelse de bana ağır bir maden işçisiymişim gibi geliyor. Nedeni çok basit, iş kotaracağım derken anı kaçırıyorum. Fotoğraf ve video çekmeden akıp giden hayatı sakince izlemek için radardan kaybolmak istiyorum.
Dünya’nın çeşitli yerlerinde nice peygamber, evliya, ermiş kabirlerini ziyaret ettim. Fark ettim ki onlarla hiç baş başa kalamamışım. Gezdiğim müzeleri vizor arkasından görmüşüm. Vadilere, ormanlara, okyanuslara onları ekrana nasıl yansıtacağım telaşıyla bakmışım. Şehirleri, insanları, caddeleri, sokakları hep bir dekor gibi görmüşüm.
Şimdi düşünüyorum da gittiğim yerlere tekrar gitmeliyim. Radardan kaybolup, gezdiğim yerleri telaşsızca tekrar gezmeliyim. Elimde fotoğraf makinesi, kamera ve hatta cep telefonu olmadan ve tabi mümkünse oradakilere bile fark edilmeden gezmeliyim.
Gittiğim yerin sokaklarında amaçsızca dolaşmalıyım, oralardan tanıştığım biriyle sohbete dalmalıyım. Şiddetli yağan yağmurun, sakince yağan karın, ihtişamlı dağların, nehirlerin, şelalelerin, okyanusların keyfini çıkartmalıyım. Gittiğim yerin kokusunu içime çekmeli, sesini hissetmeli, gözümün gördüğü her şeyi doyasıya seyretmeliyim. Huzuruna kabul edildiklerimin beni kuşatmasını fark edebilmeliyim.
Görünür olmak iyidir ama çoğu zaman radardan kaybolmak daha da iyidir. İşte ben bu yüzden radardan kaybolup, zamanı unutup iz bırakmadan seyahat etmek istiyorum.
Gülümseyişle…