Öyle Mi Sahiden

Editör
Ali Sami Palaz
alisamipalaz@gmail.com

Aşağıdaki replik Cristian Mungiu nun 2012 yılında çektiği, Dupa Dealuri filminden. Bahsedeceğim konunun filmle uzaktan yakından alakası yok ama replikteki cümle tam benlik.

“Bir yerlere giden insan, asla aynı kişi olarak dönmez!”

Sizce de öyle mi sahiden, gerçekten bir yerlere giden, asla aynı kişi olarak dönmez mi? Tabii ki öyle! Giden ile dönen, asla aynı kişi değildir. Ve fakat ben işin istisnalarından bahsedeceğim. Onlarca kez bir yerlere gidip dönüp de hiç mi hiç değişmeyenlerden ve hiçbir yere gitmiyormuş sandığımız ama sürekli değişenlerden…

Bazı kişiler dünyayı fırrr dönüyor, yüzlerce ülke görüyor, gittiğinde nasılsa öyle dönüyor. Aynı kişiler onlarca iklime, kültüre şahit oluyor bana mısın, demiyor. Bu kişilerin ne bakış açılarında ne de karakterlerinde yaşadıkları onca şey zerre kadar değişikliğe neden olmuyor. Bu nasıl oluyor da oluyor anlamakta zorlanıyorum.

Bu kişilere kutuplardan döndüklerinde sorun “Ne olacak! Buz, ayaz; gitmeye görmeye değmez, bizim köylerin kışı gibi, otelden çıkmadım valla!” diyeceklerdir. Paris’ten dönen aynı kişi, Eyfel Kulesi’ni şöyle tarif eder: “Valla böyükçe, demirden yüksek gerilim hattı direği düşün, içinde asansör var lokanta var. Millet ne anlıyor da bir tomar para verip üstüne çıkıyor anlamadım!” der. Bu kişi Afrika’dan dönse size söyle anlatır: “Valla otelden fuar alanına 7 gün boyunca gittik, geldik. Dışarılar pek pis, pek tehlikeliymiş; hiç çıkmadık. Zaten çıksak da ne göreceğiz ki, toz toprak başka ne olacak!” der geçer. Aynı kişi ile beraber Amerika’ya, Avrupa’ya gidin işiniz bittikten sonra “Hadi şöyle bir etrafı gezelim!” deyin “Sen git, ben otele dönüyorum. Gezip de sanki ne görecen at araba bina işte…” der. Velhasıl bu kişiler mecburiyetten iş için, ailevi sebepten vs. gezenlerdir ki gezmek onlar için külfettir. Külfet olmasa bile gezmek onlar için işten sonra otelde yemek, içmek, yatıp zıbarmaktır. Bu kişiler dost sohbetlerinde sorsanız söze “Bilmem şu kadar ülke gördüm…” diyerek başlarlar.

Diğer kişiler yani çok gezemeyen ama sürekli aynı kalmayan insanlar ise, zaten algıları açık, bol bol kitap okuyan, gördüğü her şeyden ibret alan kişilerdir ki bu kişiler bir dakika öncesi ile sonrasında bile aynı kalmayanlardır.

Bilmem anlata bildim mi ama pratikte aslında hepimiz bir saniye önceki kişi değiliz. Fakat bakış açısı karakter ve ilim sahibi olmak açısından bazılarımız değişime kendini kapatmış, Yaşadığı ve duyduğu hiçbir şey o kişiye etki etmiyor. Algısı açık olanlar ise oturduğu yerden bile bu tekâmül kaynaklarından doyasıya faydalanıyor.

Gülümseyişle…