Kırmızı Çıktı

Editör
Ali Sami Palaz
alisamipalaz@gmail.com

Bu yılın son sayısında kırkımız çıktığından, yeni yılın ilk sayısına kırk bir kere maşallah diyerek başlayacağımız için mutluyuz. Nice sayılar göreceğimizden de umutluyuz. 

Geriye dönüp bakınca “Vay be ne yolculuktu ama” demekten kendimi alamıyorum. İlk sayımızdan bugüne, zor ama bir o kadar da keyifli bir yolculuk geçirdik. Çıkınımızdan bu güne çok güzel şeyler biriktirmiş, geçtiğimiz yerlerde bu biriktirdiklerimizi sizlerle paylaşmışız. İşte böyle…

27 Aralık 2069 CUMA

Bugün benim doğum günüm. Ama siz benim kaç yaşına girdiğimden çok 2069’da dünyanın nasıl bir yer olduğunu merak ediyorsunuzdur, anlatayım.

Fizik ile metafizik, madde ile mananın iç içe geçmiş bir şekilde yaşam sürüldüğünü söyleyebilirim. Örnek olarak, artık bir yere gitmek için yürümek zorunda değiliz. Uzak yerlere gitmek için kaba metallerden, plastik vb materyallerden yapılmış ağır, kaba araçlar kullanmak zorunda değiliz. Nasıl olduğunu anlatmak uzun hikâye o yüzden burada anlatmayacağım.

Bilgisayarlar, telefon ve televizyonlar bildiğinizin ötesinde çok değişti. Telefon yerine telepati kullanılıyor, Herkesin telefon numarası yerine telepatik iletişim numarası var. Bilgisayar dediğin senin kişisel asistanlığını yapan yanında gezen, söylediklerini yerine getiren söylemediklerini bile sana hatırlatan öneren, seni yönlendiren hatta zaman zaman koruyan avukatlığını yapan, muhasebecin gibi davranan değişik formlara girebilen madde ötesi ama mananın bir tık altında bir şey. Televizyon baktığın her yerde gördüğün her şeyin içinde, öyle ki televizyonda seyrettiğin şey ile yaşadığın dünya arasındaki farkı bazen ayırt edemiyorsun. Şöyle ki; bir ormanda olduğunu farz et, o sırada televizyon da izliyorsun, ancak gölgesinde oturduğun ağacın televizyonda bir görüntü mü yoksa gerçek bir görüntü mü olduğunu ayırt edemiyorsun. Bu arı, kuş, kelebek içinde böyle. Madde ve mana âlemi iç içe geçtiğinden artık televizyon sadece belli bir alanda görünen kare ya da dikdörtgen bir cihazdan ibaret değil. Kısaca her şeyin özüne doğru yaklaşmış hatta ulaşmış durumdayız. Yani, enerjiye, titreşime, atom ötesine. Var olan her şey bu noktada olduğu için arada ki farkta giderek azaldı, taş ile ben artık birbirinden çokta farklı şeyler değiliz. Elbette ki burada insanda bulunan ruhu ayrı tutuyorum o bambaşka bir konu.

Bu yıl Hz. Mevlana’nın vuslata kavuşmasının 795. yılı. Dergimiz Köşe Bucak Dünya 40. sayısında…

Her şey çok değişti çoook, eskiden neymiş öyle…?

Gülümseyişle…