Editör
Ali Sami PALAZ
alisamipalaz@gmail.com
“AH
BE MEVLÂNA BU SEFERDE SEN GEL”
Doksanlı yıllarda
tanıdım Hilmi Oflaz’ı. Onu tanıyan herkes gibi ikramından, sohbetinden, hazır
cevabından nasiplendim. İstanbul’da Çorlulu Ali Paşa Medresesi (Erenler Dergâhı)
nargile fokurtuları arasında, elinde Bafra sigarasıyla, demlenmiş sohbetin tam
ortasında karşılaştım onunla. O gün sohbet meclisinde Hakan Albayrak, Mevlâna
İdris, Ebubekir Kurban, İbrahim Kiraz, Nahit Üsküplü ve ismini hatırlayamadığım
birkaç kişi daha vardı. Hilmi Oflaz’ın olduğu yerde muhabbet ve ikram olmazsa
olmazdı. Sonradan öğrendim ki ‘Hilmi Oflaz Sofrası’ diye bir şey varmış. Hilmi
Abi elinde ikonikleşmiş çantası ile gelir, içinden ekmek, peynir, zeytin, helva
vs çıkarır masaya serer herkes ile paylaşırmış. Sonraki karşılaşmalarımızda
bunun hep böyle olduğunu gördüm.
Kim bu Hilmi Oflaz? Der
gibisiniz. Haklısınız, Hilmi Oflaz’ı ben anlatamam, onu anlatabilenlerden
dinleyelim. Kimisi onu için ‘Ne veliliğini ne de deliliğini aşikâr etmedi’ demiş.
Bir başkası ‘Modern zamanın Ebu Zerr’i’ demiş. Kendisini ‘Üstadın azad kabul
etmez kölesi’ olarak tanımlayan sıra dışı gönül insanı Hilmi Oflaz. Benim için İstanbul’a gittikçe
karşılaştığım sohbetinden keyif aldığım, halen dibini bulamadığım derin insan.
Üstad Necip Fazıl’ın
manevi oğlum dediği Hilmi Oflaz 1926 yılında Düzce’de doğmuş. 15 Mayıs 1998 yılında
İstanbul’da vefat etti. Kabri bugün Necip Fazıl’ın yanı başında Eyüp
Mezarlığında.
Asıl konuya gelecek
olursak, sanırım son karşılaşmamızdı. Çorlulu Ali Paşa’da ya da İlesam’da
sohbetler edilmiş vakit epey geç olmuştu. Ben ertesi gün Konya’ya döneceğimi
söyledim. Kendisini Konya’da misafir etmekten çok mutlu olacağımızı belirtim. Ağzımdan gayri ihtiyari “Hem bak Hz.
Mevlana’da çağırıyor, ‘Gel’ diyor Hilmi Abi” dedim. Hilmi ağabey o an şimdi
bile unutmadığım aklımdan çıkmayan o cevabı verdi. Dedi ki “Bize hep gel diyor, hep biz mi gideceğiz, bir kez de o gelsin. “Sonra ekledi “Ah be Mevlâna bu kez de sen
gel”
O gece bu cevaba Hilmi
abinin nüktedanlığı deyip gülüp geçtik. Vedalaştık, ayrıldık, bir daha da buluşamadık…
Gülümseyişle…