
27 Ocak 2016 Ushuaia, Tierra del Fuego, Argentina...
Yarın Ushuaia'dan ve aynı zamanda Arjantin'den ayrılıyoruz.
Yolculuğumuzun son ülkesi olan Şili'nin kara sularında olacağız yarın bu
saatlerde.
Ateş Toprakları’ndan ayrılmadan önce sizlere Ushuaia'da en
sevdiğim mekândan bahsedeceğim; vazgeçilmez mekânım "Ramos Generales El
Almacen". Burası, hem kafe, hem restoran, hem müze, hem kütüphane...
Limanın hemen karşısında olması nedeni ile de şehre ilk gelenleri karşılayan
bir yer. Buraya beni ilk davet eden Lucas'a çok teşekkür ediyorum.
Yüzyılın başında Avrupa'dan ve Orta Doğu’dan, açlık,
savaşlar ve ayrımcılıktan kaçanların arasında "Don Josè Salomòn" da
vardı. O zamanlar Osmanlı İmparatorluğu toprakları olan ve doğup büyüdüğü
Lübnan’ın Tripolis şehrini gerilerde bırakarak, çok meşakkatli ve uzun bir
yolculuktan sonra dünyanın en ıssız topraklarına gelir ailesi ile. Savaşsız, aç
kalmayacağı ve ailesi ile huzurla yasayacağı "Fin del Mundo" diye
tabir edilen ve dünyanın sonu denilen bu topraklarda şansını arar.
Ticarete yatkınlığı Josè'yi bir dükkân açmaya heveslendirir.
İlk açıldığında, bizdeki köy bakkallarında olduğu gibi, iğneden ipliğe her
şeyin satıldığı o zamanın süper marketidir burası.
Tierra del Fuego'ya altın aramaya gelenlerin, hapishanede
kalan hükümlülerin akrabalarının, hayallerinin peşinde kosan maceraperestlerin,
Selk'nam, Ona ve Yamana yerlilerinin sonsuz hikâyeleri ve birbirinden farklı
karakterleri, bu mistik mekânın ruhunu yaratır elbirliği ile. Yüzyılı aşkın bir
süredir bu insanların buluşma ve hikâyelerini, deneyimlerini birbirine aktarma
yeri olur.
Gel zaman git zaman hem yardım severlikleri, hem de fakir ve
düşkünlere yaptıkları hamilik ile Ushuaia cemiyet hayatının önemli bir parçası
haline gelir Salomòn ailesi. Ailenin ilk kuşağından başlayan detaycılık ve obje
toplama geleneği, burayı bir müze kıvamına getirir. Her santimetresinde başka
bir anı, başka bir değerli parça, içeri girenlerin kendilerini geçmişte takılı
kalmış bir dünyada hissetmelerini sağlıyor desem yeri var. Bu objelerin
arasında saatlerce gezinebilirsiniz farkına varmadan.
Bizim de ilk dikkatimizi çeken eski bir Türk bayrağı oldu.
Belki 100 yıllık ve tarihî fotoğraflarda görülebilecek formda. Duvarda yarım
bir Türkiye haritası ve reklamda kullandığı "İyi bayramlar” (Türkçe) sloganı dikkatimizden kaçmadı.
2006 yılında restore edilen, kapılarını artık kafe ve
restoran olarak açan "Ramos Generales" ruhu ve geçmişi olan, daha da
önemlisi kendimizden pek çok şey bulduğumuz en güzel mekânı, bu soğuk şehrin :)
...
Merak edecekler için www.ramosgeneralesush.com.ar
Yazı Ve Fotoğraf
Fırat ŞAHİN