UNESCO Dünya Mirası Listesine Alınan MALATYA ARSLANTEPE HÖYÜĞÜ

Bu yıl yine bayram vesilesiyle bulunduğum memleketim Malatya’da daha önce 2013 yılında ziyaret ettiğim Arslantepe’yi tekrar görmek ve gelişmeleri müzeci gözüyle değerlendirmek istedim. Malatya kültürüne vakıf bir öğretmen arkadaşım olan Âdem Bey ile birlikte gün ortasında Malatya’nın meşhur sıcağını göze alarak bizim eskilerin bir kısmının Aşağı Şehir, bir kısmının Eski Malatya dediği şimdilerde adı Battalgazi olan ilçemiz sınırları içindeki Arslantepe Höyüğü’nü ziyaret ettik.

 

Malatya’nın 7 km. kuzeydoğusunda, Fırat Irmağı’nın (Karakaya Baraj Gölü) batı kıyısı yakınındaki Orduzu mahallesinde yer alan Arslantepe Höyüğü’nün girişinde bulunan iki aslan ve kral heykeli Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Bir kısım buluntular ise Malatya Kent Müzesi’nde sergileniyor. Açık hava müzesi girişinde bulunan mevcut reprodüksiyonlar sevgili dostum Malatyalı sanatçılardan heykeltıraş Cengiz Göğebakan tarafından yapılan Kral Tarhunza ve Geç Hitit Kapı Arslanları heykelleri girişte ziyaretçileri karşılıyor. Özel bir park alanı olmamakla birlikte aracımızı park edip miras alanına giriyoruz, görevli nezaketle karşılayıp bizi gezi rotasına yönlendiriyor, girişler ücretsiz.

 

Tarihi

 

Höyüğün Hititçe ismi “Malitiya” ve Asurca ismi ise Meliddu’dur. Kazılarda ortaya çıkartılan Geç Hitit Dönemi aslan heykelleri sebebiyle “Aslantepe” adını almıştır. Şehir merkezinden höyüğe ulaşan caddenin sonunda vardığınızda boyutları 200x120m, yüksekliği 30 m katmanlı kültür dolgusu olan tepeye ulaşıyorsunuz. MÖ 5000 yıllarından MS 11. yy. kadar yerleşim görmüştür. MS 5-6. yy’ler arasında Roma köyü olarak kullanılmış ve daha sonra Bizans Nekropolü (mezarlık) olarak yerleşimini tamamlamıştır.

Arslantepe’de ilk kazılar 1930’lu yıllarda Louis Delaporte başkanlığındaki bir Fransız ekip tarafından başlatılmıştır. Özellikle kazı Geç Hitit tabakalarında yapılmıştır.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Fransız Arkeolog C.Schaeffer alanda birkaç derin sondaj açmışsa da sürekli kazılar 1961’de önce Salvatore M.Puglisi, sonra da Alba Palmieri başkanlığında Roma La Sapienza Üniversitesinden  bir ekip tarafından devam edilmiştir. Palmieri’nin 1990’da ölümünden bu yana kazı başkanlığını yine aynı üniversiteden Marcella Frangipane sürdürmektedir.

Arslantepe’de yukarıdan aşağıya kadar yapılan kazılarda altı yerleşme ve kültür tabakasına rastlanmıştır. Yüzeyde İslami Döneme ait kalıntılar, I. tabakada Bizans-Roma Çağları, II. tabakada Demir Çağı’nın 2. yarısı, III. tabakada Geç Hitit Dönemi, IV. tabakada Hitit İmparatorluk Dönemi, V. tabakada İlk-Orta ve Eski Tunç Çağı, VI. tabakada ise Son Kalkolitik Dönemi temsil eden yerleşmeler, kalıntılar ve buluntular açığa çıkartılmıştır.

Höyükte yapılan kazılar sonucunda; MÖ 3300-3000 yıllarına ait bir kerpiç saray, MÖ 3600 – 3500’lere ait tapınak, iki bini aşkın mühür baskısı, kaliteli metal eserler bulunmuştur. Elde edilen veriler göstermektedir ki o dönemde Arslantepe, aristokrasinin doğduğu ve ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı resmi, dini ve kültürel bir merkezdir.

Çelik ayakları bulunan ahşap bir koruma çatısıyla ile örtülen höyüğe sağlı sollu tahıl ambarları olarak yapılmış kerpiç bir komplex yapının uzun koridorundan geçerek yürüyoruz, saray depoları ve depolardan oluşan odaları geziyor, inceliyoruz. İnanılmaz bir yerleşim alanı gerçekten kanalizasyon yapısından tutunda saray tapınak kısımlarına kadar Anadolu’da oluşturulmuş ilk yerleşim alanı…

MÖ 5.bin yılın sonundan 4. bin yılın sonuna kadar olan zaman içinde Malatya’nın bu bölgesi her ne kadar Yukarı Mezopotamya’nın bir parçasını oluşturmaktaysa da tam anlamıyla yerel özelliklerini yitirmemiştir. Özellikle 4. bin yılda Arslantepe Orta Fırat Bölgesindeki yerleşmeler içinde önemli bir yer tutmaktadır. Geç Kalkolitik Çağ’da yerel yüksek tabakalardan oluşan sınıfın, politik ve dinsel egemenliğinin yanı sıra ekonomiyi, ürün ve üretim idaresini ellerinde tutmaktaydı. Yöre su kaynakları bakımından zengin, dolayısıyla tarım için son derece uygun, ayrıca sık sık taşan Fırat Irmağı’nın taşkın alanı dışında kalması gibi ayrıcalıkları, Arslantepe’nin en azından MÖ 5.bin yıldan Bizans Dönemi’ne kadar kesintisiz olarak iskân edilmesinde önemli etkendir.

Saray

Antik bir yerleşim alanı olan Arslantepe’nin kazılarla ortaya çıkartılan kısımlarından anlaşıldığına göre farklı işlevleri olan ortak kullanım alanları olmak üzere kerpiçten yapılmış saray kısmı büyük yapı topluluğunun en önemli kısımlarından birisidir, burada aristokrat bir yapının olduğunu, Anadolu’da ilk şehir devleti formunun oluşturulduğunu görebilirsiniz. Her bölümde Türkçe-İngilizce bilgilendirme panoları konulmuş kazı süreçleri ve merkeze dair bilgi ve bulgular detaylı bir şekilde anlatılıyor. Müzeciliğimiz adına bunlar çok önemli çünkü arkeolojik alanlar, müzeler bir anlamda beşeri bilginin kaynağı durumundadır. Bir bilgi merkezi aynı zamanda bir öğrenim alanıdır.

Sarayın koridor duvarları baskı, motif ve duvar resimleri ile bezenmiştir. Binanın çeşitli bölümlerinde çok sayıda mühür baskısının bulunması, idari etkinliklerin bir yönetim organizasyon yapısının izlerini ortaya koymaktadır. Bir anlamda sistemli bir ürün ve mal depolama, dağıtma ve kayıt altına alma süreci belgelenmiştir.

Saray yapısında yük taşıyan sığırlar, sürücü figürleri ile arsenikli bakır alaşımlı, gümüş kakmalı kılıç, hançer gibi silahların yanı sıra yüksek ayaklı meyvelikler ve Mezopotamya tipli uzun vazolar da bulunmuştur. Ayrıca sarayın hemen yanında MÖ 2900’e tarihlenen önemli bir kişinin mezarı da ortaya çıkmıştır. Mezardaki zengin, ölü hediyeleri ve mezarı kapatan taş kapak üzerinde bulunan kurban edilmiş 4 genç insan cesedi, bu mezarın bir kral mezarı olduğunu düşündürmektedir.

C Tapınağı

C Tapınağı Aslantepe’nin en üst noktasında bulunan dini bir yapı olmakla birlikte Aristokrat kişilerin evlerinin etrafına yerleştiği bilinen bu tapınak alanı kil ve sal taşlarından oluşan bir zemin üzerine üç parçalı bir yapı olarak inşa edilmiştir. Orta kısımda nişler ve duvar bezemelerine sahip büyük salon ve iki tarafındaki küçük odalardan oluşan tapınak bölgesi dört kapı ile diğer kısımlara bağlanmakta olup bu alanda 1000’den fazla eser ortaya çıkartılmıştır.

B Tapınağı

Tepede zirveye yakın noktada oluşturulan B Tapınağı kısmı küçük bölümlerden oluşan C Tapınağına oranla daha küçük yapıdır. Çok amaçlı kullanılan B Tapınağı, halkın gündelik ihtiyaçlarının karşılandığı bir alan olarak da kullanıldığı bilinmektedir. Dışarıya bağlantısı iki pencereyle olan iki parçalı olarak inşa edilen B Tapınağında sunak ve ocak da mevcuttur.

A Tapınağı

Arslantepe Höyük oluşumu içerisinde yapımı geç döneme ait olduğu tespit edilen A Tapınağı B Tapınağına benzer nitelikte inşa edilmiş olup kullanım biçimi olarak dini törenlerin dışında da çok amaçlı kullanıldığı, beyaz ve kırmızı boya ile bezemelerin yapıldığı özel bir alandır.

Arslantepe, Suriye-Mezopotamya kültüründen kopmuş Doğu Anadolu-Trans Kafkasya kökenli geleneklere dayanan özgün ve nicelikli bir kültür ortaya koymuştur. MÖ 3000 yılının ikinci yarısında Erken Tunç III (MÖ 2500-2000)’de bölgede yerel kültüre dayanan ve Anadolu’nun kentleşme geleneğine uygun bir yerleşme düzeninin yanı sıra surlarla çevrili kentlerin inşa edilmesine yol açan yeni bir süreç başlamıştır.

Buluntular

Dünyanın ilk savaş araçları olarak kabul edilen dört bin yıla tarihlenen bakır, gümüş altın gibi madenlerle özel alaşımlardan yapılmış kılıçlar, mızraklar, savaş aletleridir. Saray kazılarında ortaya çıkartılan 6000’den fazla mühür baskı ve aparatların bulunması buradaki ilk devlet ve bürokratik yapının ne denli güçlü olduğunu göstermekte olup halen eserler Malatya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Arslantepe Evleri Rekonstrüksiyonu

Açık hava müzesi girişinde bulunan ve höyük civarında MÖ 2900-2800 yıllarında kullanılan evlerden birinin rekonstrüksiyonu yapılmış, ben bütün kültür yapısını gördükten sonra bu evi gezmeyi tercih ettim. Nişli takalı odalar, ocaklık yapıları, aydınlatma pencereleri ile dönemsel ev yapısı canlandırılmış özellikle höyük ziyareti sonrası algı bakımından sivil mimari örneğini çok daha anlaşılır kılmaktadır.

Kültür ve Turizm Bakanlığımızın başvurusu ile 2014 yılında Türkiye adına 13. Kültürel Miras Alanı olarak UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası geçici listesine alınan Malatya Arslantepe Höyüğü 26.07.2021 tarihinde 44. Dünya Miras Komitesi toplantısında alınan kararla UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alındı. Ülkemizin en önemli kültürel mirasından olan bu höyüğün korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması, kalan çalışmaların tamamlanması ve yeni keşiflerin yapılması noktasında çok önemli bir adım olduğunu belirtmeye gerek yok, şehrimize ülkemize hayırlı olsun.

 

Kaynakça:

https://battalgazi.bel.tr/s/tarihi-eserler

https://kvmgm.ktb.gov.tr/TR-93763/arslantepe-arkeolojik-alani-malatya-2014.html

 

Yazı Ve Fotoğraf
Salih DOĞAN