Türkiye’de bir ilk Hilmi Nakipoğlu fotoğraf makineleri müzesi

Ülkemizdeki en büyük fotoğraf makineleri ve malzemeleri koleksiyonuna sahip iş adamı, müteahhit, koleksiyoner ve aynı zamanda eğitim kurumları sahibi Hilmi Nakipoğlu ile Camera Museum’da sohbet ettik.


Çocukken fotoğraflarla ilişkiniz nasıldı? Fotoğraf makinelerine merakınız o yıllarda mı gelişti?

Fotoğrafla gerçek anlamda 12 yaşında tanıştım. Bir paket siyah beyaz fotoğraf kartı, birkaç tane siyah beyaz 6x6, 6x9 negatif film temin ettim. Baskı için bir karanlık odaya ihtiyaç vardı. Kırmızı ışığın olması gerekiyordu. Bir de banyosu için gerekli kimyasallar. Annemin çeyiz sandığını karanlık oda olarak kullandım. Kardeşim asistanımdı. İlk defa fotoğraf baskısını gerçekleştirmekten duyduğum heyecanı tarif etmem mümkün değil. O dönemlerde fotoğraf makinem bile yoktu. Fotoğrafçıda çalışan arkadaşlardan aldığımız tariflerle başardık. Sonra cep harçlıklarımla İtalyan marka plastik makine aldım. Ailemin, akrabaların, arkadaşların fotoğraflarını çekiyordum. Merakımı bilen okul müdürümüz merhum Burhan Anıl okulda karanlık oda kurmamı sağladı. Evlenince de evimin kilerini karanlık oda olarak kullandım. Hatta orada kullandığım siyah perde karşıda duran üzerinde ‘İstanbul Hatırası’ yazan perdedir. 


Fotoğraf makineleri koleksiyonu yapma fikri nasıl doğdu? Koleksiyonunuzu nasıl oluşturdunuz?

Fotoğraf makinelerinin bir insan gibi gözünün olduğunu, yani lensi; belleğinin olduğunu yani hafızası ve her makinenin de yaşamda farklı anılarının olduğunu düşünürüm. Fotoğrafa yansıyan görüntü o devri yansıtan belgedir aynı zamanda. Bir kere hayatıma girmişti. Eskicilerden, bitpazarlarından, seyyar satıcılardan birer ikişer toplamaya başladım. 1971’den 1997 yılına kadar ki 26 yıllık dönemde yaklaşık 900 adet makine topladım. Her ülkenin hemen her markasından vardı. En şahanesi Alman malı Leica’dır. Bugün bile bir tanesine sahip olan kendini şanslı hisseder. Ben de 52 adet vardı. Kodaklar, Zenitler, Canonlar… en eskisi 1896 yılına ait. Sonraki 1911 yılına... Yani Balkan Savaşı dönemine rastlıyor. Çoğunlukla savaş fotoğrafları çekilmiştir diye düşünüyor insan.


Müzenin hikâyesinden bahseder misiniz? 

Her geçen gün artan merakım sonucunda gün geldi evimde koyacak yer kalmadı. Hedefimde  müze kurmak fikri vardı. Kısmet, 30 Mayıs 1997 gününeymiş. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in açılışını yaptığı içinde bulunduğumuz Nefus Nakipoğlu Zihinsel Engelliler Bağış Okulu ve Müze aynı anda faaliyete geçti. Dünyada üretilen makinelerin %85-90’u var. Sinema makineleri, eski filmler… Şu an müzede 1250 makine bulunuyor. Ayrıca evde de 200’ü aşkın makinem var. Halen de gelmeye devam ediyor. Türk musikisinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Nevzat Atlığ hocamızın film makinesi bana hediye edildi. Kimi zaman kapanan fotoğraf stüdyoları makinelerini buraya getiriyor. Kimileri vasiyet ediyor makinemi müzeye teslim edin, diye. Benim de vasiyetim çocuklarımın, torunlarımın bunu devam ettirmesi. 


Tasarımı da size ait sanırım. Müze de vakit geçirmek çok keyifli olsa gerek...

Tamamen kendim tasarladım. Kim görse bundan başkası olmaz diyor. Kapsamı, farklı markalardan oluşması bakımından ülkemizin ilk ve tek müzesi diyebilirim. Dünyada da sayılı müzelerden biri. Kültür Bakanlığı’nın çıkardığı Türkiye Müzeleri Kataloğu’nda yer alıyor. Kimi zaman alırım bir makineyi “Ey benim eski dostum, hadi bakalım kültürfizik yapalım,” diyerek deklanşörü oynatırım. Tık, tık… Her tık bir karedir fotoğrafta. “Fotoğraf tek karede bir dünyadır,” der sayın Ara Güler. Radyo-televizyon-sinema üzerine eğitim gören öğrenciler temel fotoğrafçılığı burada öğrenebiliyorlar. Bizzat kendim anlatıyorum. 


Zaman ayırdığınız ve bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim. Son olarak çocukların sizin en değerli varlığınız olduğunu biliyorum. Fotoğrafçılık ve koleksiyonerlik üzerine neler tavsiye edersiniz?

Çocuklara bu kültür ve bilgi mirasını aktarmalıyız. Biz koleksiyonerler geçmişin değerlerini geleceğe taşıyan köprüleriz. Çocukların ya genlerinde ya da içinde vardır. Onu açığa çıkarmak gerekir. Böylece çocuk yön bulur. Anne-babalara iş düşüyor. Eğitimcilere iş düşüyor. Çocukken oyuncaklarını saklatıp, dolaplara koydurabiliyorsam, kırıp dökmeden biriktirtip bilgiler edindirebiliyorsam o çocuklar birer koleksiyoner adayı olur. Okullarımda bunu yapıyoruz. “Haydi, Çocuklar Koleksiyon Yapalım” sloganıyla sergiler düzenliyoruz. “Gülümse-Gülümset” adlı fotoğraf yarışmaları yapıyoruz, bunları sergiliyoruz. Okulumuzda eğitim, kültür ve sanat bir arada. Nakipoğlu Eğitim-Kültür ve Sanat Vakfı olarak her ay çoğunluğu maddi imkânları olmayan zihinsel engelli 200 öğrenciye 100 saat eğitim veriyoruz. Büyük mutluluk benim için. Onların gözlerinin içine bakıp huzur buluyorsam kendimi cennette farz ediyorum.


CAMERA MUSEUM 

Eski Osmaniye Caddesi. Nefus Nakipoğlu Zihinsel Engelliler Okulu. 

Hafta içi her gün 09:00 - 17:00  

İletişim: 0 212 543 09 20 

info@cameramuseum.com.tr 

Yazı Ve Fotoğraf
Benian Çulhaoğlu