TÜRK TARİH MÜZESİ VE PARKI

Uzun zamandır sanatçı arkadaşlarımın çalışmalarından da takip ettiğim, sadece Ankara için değil Türkiye için de çok kıymetli bir müzeyi, müzeci gözüyle incelemek üzere bir fırsat yakaladım.

Ankara günlerimde beni yalnız bırakmayan sevgili dostlarımdan Uğur Alçakır ile birlikte Etimesgut Belediyesinin Bağlıca’da yaptırdığı Türk Tarih Müzesi’ni görmek için 60 bin m2’lik bir alana konuşlanmış ki bunun 6 bin metrekaresi de kapalı alan olan devasa parka gittik. Girişte bizi Bilge Kağan ve Türk dünyasında kadının gücünü temsil eden sembol isim İlbilge Hatun’un at üzerindeki görkemli heykeli karşıladı. Büyük Bilge Kağan heykelini incelerken müze rehberi Özgür Bey bize eşlik etti, açık alanda oluşturulmuş koleksiyonları ve kompozisyon düzenlemelerini heyecanla anlattı. Türk Tarihi Müzesi ve Parkı’nın fikirsel alt yapısı 5 yıl önce ortaya çıkmış. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl (Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı) başkanlığında; Prof. Dr. Yunus Koç (Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Bölüm Başkanı), Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu (Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü), Prof. Dr. Konuralp Ercilasun (Hacı Bayram-ı Veli Üniversitesi Tarih Bölümü) gibi Türkiye’nin bu alanda yetiştirdiği önemli bilim adamlarından oluşan bir danışma kurulu oluşturulmuş.

Heykeller

Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinin atölyelerinde yetişmiş yerli ve yabancı sanatçıların Etimesgut Belediyesi Heykel ve Seramik Atölyesinde birlikte yürüttükleri hummalı bir çalışma neticesinde müzede yer alan sanat eserleri üretilmiş. Bu bağlamda Türk Tarih Müzesi ve Parkı’nda envanter sanat eseri olarak 89 tekil 116 kompozisyon olmak üzere 205 heykel, 7 kompozisyon, 4 dev panoramik resim ve 8 Türk yazıtı bulunmaktadır.

Türk Tarih Müzesi ve Parkı’nda İskit/Saka Dönemi’nden başlayarak, Göktürk Kağan ve hatunlarını, 16 Türk Devleti kurucularını, Selçuklu sultanlarını, Osmanlı padişahlarını, Kurtuluş Savaşı komutanlarını, büyük Türk düşünürlerini, Türk Cumhuriyetleri kurucularını ve fikir adamlarını, Cumhuriyet Dönemi bilim insanı, şair, yazar ve sanatçılarını temsil eden heykeller bulunmaktadır.

Bunun yanı sıra Ergenekon Destanı, Kürşat ve 40 Çerisi, Göktürk Okçuları, Kurtuluş Savaşı Koşan Atlıları, İstanbul’un Fethi, Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale Savaşı kompozisyonları müzenin hem iç hem de dış mekânında yer almakta. Ayrıca 5 farklı Atatürk heykeli müzeyi onurlandırmaktadır.

Panoramik Resimler

Türk Tarih Müzesi ve Parkı’nda ressam Yaşar Zeynalov ve Oksana Lenka’nın birlikte çalıştıkları Panoramik resimler tek kelime ile muhteşem çalışmalar olmuş, hem ülkemiz tarihi adına hem de dünya panoramik resim mirası adına çok önemli eserler ortaya konulmuş, bu anlamda dünyanın birçok müzesini ve panoramik resmini görmüş incelemiş biri olarak gurur duyduğumu söylemeliyim.

Ergenekon Destanının anlatıldığı efsanenin bütün detaylarının işlendiği 44mx6m ölçülerinde muhteşem bir panoramik resim ve Türklerin Anadolu’ya gelişleri Sultan Alparslan’ın 1071 Malazgirt Zaferi Panoraması 19,60m x 6m ölçülerinde yapılmış. Özellikle merak ettiğim bizim İstanbul Panoraması ile mukayese ederek incelediğim resim ise gerçekten efsane bir çalışma olmuş. 19,60m x 6m ölçülerinde 1453 İstanbul’un Fethi Panoraması yapılmış ve 4. panoramik resim olarak Kurtuluş Savaşımızın canlandırıldığı 44m x6m ölçülerinde harikulade bir resim ortaya çıkartılmış. Dev bir müze salonunda muhteşem bir görsel tarih şöleni sizi bekliyor. Eğitici, öğretici, kimlik bilinci oluşturan güzel bir müze ortaya çıkartılmış, bu müzede etkilenmemek mümkün değil.

Müze sizi bırakmıyor; Türk Tarihi içinde yolculuğunuza devam ederken karşılaştığımız bölümde; Türkiye’de ilk kez Göktürk Dönemi’ne ait Kül Tigin, Tonyukuk ve Uygur Dönemi’ne ait Moyun Çor, Terkin ve Dolodoy anıtlarının replikaları ile tüm Türk tarihinin yansıtıldığı Türk Tarih Cetveli, Türk dilinin 5 bin yıllık gelişimini anlatan Türk Dili Panosu sergileniyor. Burada şanlı Türk Tarihi ve Türk Dilinin ne kadar büyük ve güçlü bir dil olduğunu müze tüm yaş gruplarından ziyaretçilerine aktarmak üzere tarihi misyon üstlenmiş.

Tüm bunlara ek olarak; Türk havacılık, denizcilik, mimarlık ve bilim tarihi gibi konuların işlendiği dev panolar ile Ankara tarihi köşesi, aslına uygun olarak tasarlanmış göçebe mirası tündükten kanatlara, kullanılan Türk motifli dokumalardan kökboyalı süslemelere kadar keçeden yapılan Kırgızların “Bozüy” Kazakların “Kıyız” dediği Türk Otağı yapılmış. Oluşturulan mekân içerisinde oturup biraz dinlendik. Burası sıcak yaz gününde hem serin bir mekân hem de göçebe mirasına dair önemli bir öğrenim alanı, çünkü bu halen Atayurtlarımızda yaşamın vazgeçilmez bir öğesi ve kullanılan malzemeler, kuruluşu, kullanım biçimleri gelenekleri ve ritüelleriyle bir Türk Dünyası Kültür Mirasıdır.

Kütüphane - Sergi ve Konferans Salonu

Ziyaretçiler için özellikle de müzenin ana hedef kitlesi öğrenciler için vazgeçilmez bir alan olarak düzenlen 45000 kitaplık kütüphane Ankaralı çocuklar başta olmak üzere ülkemizin bütün çocukları için önemli bir bilgi merkezi haline getirilmiş. Sergi salonu orta ölçekte bir salon olmuş, keşke böylesine ihtişamlı bir müze için daha büyük bir sergi salonu olsaydı ama bu haliyle bile müzenin cazibesini artıracak ziyaretçiyi tekrar tekrar müzeye getirecek tematik, geçici ve önemli sergilere ev sahipliği yapacağından şüphem yok.

Müze ayrıca ziyaretçiye yönelik, özellikle çocuklarımızı merkeze alan lakin üç kuşağı birlikte yorumlayan bir yaklaşımla yıllık etkinlik planları yapmış. Sahip olduğu heykel ve sanat atölyesini de aktif tutarak resim, heykel, plastik sanatlar, okuma, dil eğitimleri, kursları ve yarışmaları, farklı konularda sergiler, bilimsel kongreler, konferanslar ve konserlerin yer aldığı müzenin çevresini ve toplumu değiştiren dönüştüren etkisiyle varlığını sürdürmesi konusunda çok güzel hedefleri olduğunu öğrendik. Bizzat bunları duymak ve görmek ülkemiz müzeciliği, tarih ve kültür mirasımız adına çok önemli bir müze olduğunu gösteriyor. Ulaşımı kolay ve sosyal medyadan rahatça izleyip takip edeceğimiz harika bir mekân oluşturulmuş.

Çağdaş müzeciliğin bütün imkânlarının kullanıldığı bu müze, mimarisi adına önemli bir örnek eser olması bakımından görülmeye değer buluyorum. Başta Ankara olmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılacak ortak bir çalışma ile yakın illerden de öğrencilerin getirilerek bu müzeyi mutlaka görmesi sağlanmalı diye düşünüyorum. Ankara’ya yolu düşen herkesi Bağlıca’daki Türk Tarihi Müzesi ve Parkını görmeye davet ediyorum.

Yazı Ve Fotoğraf
Salih DOĞAN