TRABZON’UN KALBİNİN ATTIĞI MEKAN: ATATÜRK KÖŞKÜ

Sanatın ve kültürün kesiştiği noktanın, tarih ile mükemmel birleşiminden ortaya olağanüstü bir mimari çıkıyor; Atatürk Köşkü. Bu mimariye Ulu Önder Ata’mızın da ayak izleri eklendiğinde, büyüleyici kelimesinin yetersiz kaldığı köşklerin kralı tarihin sayfalarını süslüyor.

Trabzon’un Soğuksu sırtlarında, çam ağaçları ile donatılmış küçük bir korunun ortasında, etkileyici görkemiyle tepede yükseliyor Atatürk Köşkü. Mimarinin şehirle buluşmasının en güzel örneği olarak, tabiat harikası Trabzon’un manzarası ile bütünleşmiş, heybetli ve ağırbaşlı duruşuyla Trabzon’un simgesidir.

Atatürk Köşkü, banker olan ve ticaretle uğraşan Konstantin Kapogiannidis tarafından yazlık olarak kullanılmak üzere yaptırılmıştır. 1890 yılında inşasına başlanan köşkün yapımı uzun yıllar sürmüştür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1924, 1930 ve 1937 yıllarında üç kez bu köşke gelerek köşkü şereflendirmiştir. Tarihimizde olağanüstü önem taşıyan bu ziyaretler sırasında Trabzon halkı tarafından büyük saygı ve sevgiyle misafir edilmiştir.

Cumhuriyet’in ilanından sonra yurt içi seyahatlerine başlayan Atatürk’ün, köşke ilk gelişi 15 Eylül 1924 yılıdır. Trabzon Belediye Reisi Kazazoğlu Hüseyin Efendi, köşkte Atatürk’ün onuruna vermiş olduğu yemek sırasında güzel bir konuşma yapmış, Atatürk’te cevaben Trabzonluların gösterdiği samimiyeti ve bundan duyduğu mutluluğu vurgulayan bir konuşmasını “sözlerime nihayet verirken muhterem Trabzonlulara muhabbet ve hürmetlerimin ve gösterdikleri samimi hissiyattan dolayı teşekkürlerimin iblağına vesatet buyurmanızı rica ederim” cümleleriyle tamamlamıştır.

27 Kasım 1930 tarihinde ikinci kez Trabzon’u ziyareti sırasında köşkte ağırlanmış ve köşkü çok beğendiğini ifade etmiştir. Bu ziyaretten sonra gerekli çalışmalar yapılarak köşk Atatürk’e hediye edilmiştir.

10-12 Haziran 1937 tarihinde üçüncü ve son kez Trabzon’a gelişinde, büyük anlamda önem taşıyan kararını bu köşkte vererek köşkü onurlandırmıştır. 11 Haziran 1937 gecesi, mal varlığını çok sevdiği Türk Milleti’ne armağan etme kararını bu köşkte vermiş ve gereğinin yapılması için Başbakan’a talimat vermiştir.  Bu karar, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi’nde sonsuza kadar sürecek ve örnek olacak bir karardır ve köşk, bu karara şahitlik yapmıştır. “Mal ve mülk bana ağırlık veriyor. Bunları milletime vermekle ferahlık duyuyorum. İnsanın serveti, kendi manevi kişiliğinde olmalıdır. Ben büyük milletime daha neler vermek istiyorum” diyerek ne kadar asil bir kişiliğe sahip olduğunu bir kez daha göstermiştir. Sözlerini “hayatımın hatırlayabildiğim en mutlu dakikalarını yaşıyorum. Yıllarca önce düşündüğüm bu işi Trabzon’da tamamlamak mukaddermiş” diyerek tamamlamıştır.

Taş, tuğla ve ahşap malzemeler ile yığma yapım tekniği kullanılarak yapılan köşk, bodrum katı ile birlikte dört katlıdır. 19. ve 20. yüzyıla ait mobilyalar, porselenler, bakır eşyalar, halılar, Atatürk’e ait tablolar, Atatürk’ün kullandığı eşyalar ve yüzlerce esere ev sahipliği yapmakta bu köşk. Binanın giriş sütunları, manzarayı selamlayan balkonları, çatı yapısı ile Atatürk’ün izlerini taşımanın verdiği gururla büyüleyici görkemini gözler önüne serer. Zarif işlemeleri ve kıvrımlı mimarisi ile Art Nouveau tarzında inşa edilmiştir Atatürk Köşkü. İç cephesinde bağdadi tekniği, dış cephesinde taş ve yerlerde fayans kullanılmıştır. Mozaik döşemeler, merdivenlerde gerçekleştirilen ustalık da dikkat çekicidir. Süslü saçakları ve çatısı ile birlikte mimarinin en güzel örneğini sergiler Atatürk Köşkü.

Trabzon’a gittiğimde özellikle 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda ziyaret etmeyi  tercih etmiştim Atamızın yadigarı Atatürk Köşkü’nü. Bahçede yürüyüp, üzerinde “Ümidim Gençliktedir” yazılı olan Atatürk büstünün yanından geçip, köşkün kapısından girdiğinizde ortasında bir bilardo masasının yer aldığı misafir kabul salonu karşılar sizi. Vasiyet odasında koltuğun üzerinde ise varlığını Türk Milleti’ne bağışladığına dair yazıların yer aldığı iki adet çerçeve yer almakta. Birinci katta ayrıca veranda, yemek odası ve mutfak bulunmakta. Duvardaki çerçevede ise Atatürk’e verilen ziyafette Atatürk’ün konuşması dikkat çekmektedir.

Merdivenlerden çıkarken duvarda Atatürk’e ait fotoğraflar sergilenmekte. Bakmaya doyamadığınız bu fotoğraflarla merdiven basamaklarını çıkarken geldiğiniz ikinci katta, Türk Bayrağı ile daha da güzelleşen,  Atatürk’ün yatak odası önünde duygulanmamak elde değil. Odadaki sandalyenin üzerindeki çiçek çerçeveli Atatürk portresi çok etkileyici. Dinlenme odası ve banyo bu kattaki diğer bölümler. Duvarda büyük bir Türkiye haritasında, Atatürk’ün Dersim İsyanı sırasında yürütülen harekat planı ve üzerinde bazı yerlerin işaretlenmiş olması haritayı ilginç kılmakta. Katta bulunan bahçeye açılan iki büyük balkondan bahçeyi seyrederken, kuş olup uçmak hissine kapılmak elde değil.

Köşkün üçüncü katında ise iki küçük oda yer alırken, dikkat çeken su ve ısıtma tesisatları, teknolojinin o dönemde en üst seviyede kullanıldığının bir göstergesidir.

Mükemmel bir peyzaj mimarlığı örneği sergileyen ve rengarenk çiçeklerle donatılmış bahçesi ile de benzersiz bir manzaraya eşlik eder Atatürk Köşkü. Sevgiyle ve özveriyle düzenlenmiş, çiçeklerin cennete çevirdiği,  hayalin bir uyum içinde gerçeğe dönüşmüş hali olan bu bahçe ile harmoni içinde dans eder bu köşk. Anayolu köşke bağlayan yerde bulunan havuz ve kanatlarını açmış kuş şeklindeki fıskiyeler manzaraya hareket katmakta. Köşkün suya yansıması ile harika kadrajlar yakalanmakta bu bahçede. Ferforje fenerlerle aydınlatılan bahçe köşk ile birlikte oldukça büyüleyici.

İçinde dolaşırken zamanın durduğunu ve huzur içinde geçmişe yolculuk başlar Atatürk Köşk’ünde. Atmosferiyle, sanki Atamız odalardan birinden çıkıp yanımıza gelecekmiş hissine kapılırsınız.

Tarihe bir yolculuk yapmak, Atamızın dokunduğu yerlere yakın olmak, izlerini takip etmek için, yeşilin ortasında rengârenk çiçeklerin eşlik ettiği, pamuk gibi beyaz rengi ile bir tablo gibi parıldayan ve Trabzon’un ruhuyla bütünleşmiş Atatürk Köşkü’nü görmeden Trabzon’dan ayrılmayın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazı Ve Fotoğraf
PROF. DR. ZERRİN ŞENTÜRK