
Avrupa’da; “Büyük” bizim coğrafyamızda “Deli” diye bilinen, anılan “Çar Petro’nun kurduğu St. Petersburg’a, 24-28 Ocak 2011 tarihlerinde, Rusya İlimler Akademisi Doğu El Yazmaları Enstitüsü’nde bazı görüşmelerde bulunmak için gitmiştik.
Ziyarette bulunduğumuz Rusya’nın tarih, kültür şehri St. Petersburg’un devrimden sonra ismi “Leningrad” olarak değiştirildi. Ancak, şimdi eski ismiyle anılıyor. UNESCO tarafından tarihî miras listesine alınmış tam bir müze şehir. Pek çok sanat erbabına ilham kaynağı olmuş bu şehrin her yerinde müzeler, arşivler, kütüphaneler, galeriler, tiyatrolar, konser salonları var. Adeta içinde yaşayan insanı eğiterek akl-ı selim, zevk-i selim sahibi kılmak üzere planlanmış. Her biri ayrı mimar tarafından planlanmış muhteşem binalar adeta insanın içindeki kraliyet yıldızını tahrik ediyor. Binaları döneminin mimari özelliklerine göre kategorize edebiliyorsunuz. Petersburg Rusya’nın kafasıdır, Moskova ise yüreği. Çar, sadece yeni bir şehir kurmadı; aynı zamanda St. Petersburg’u başkent ilân ederek Rus muhafazakârlığının merkezi haline getirdi. St. Petersburg, Avrupalı mimar ve mühendisler tarafından tasarlanıyor; bir adalar, köprüler, kanallar şehri olarak…
Bu tarihî şehre tekrar; 11-14 Eylül 2017 tarihleri arasında, Nadir Eserler Dairesi Başkanı Hüseyin KUTAN, Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar YARAR ile Konya Selçuklu Belediyesi Kültür İşleri Müdürü Ali DÜZ (Selçuklu Belediyesi dijital çekim makinelerinin alınmasına katkıda bulunacaktı) Beylerle birlikte ziyaret gerçekleştirdik
17. Yüzyıl'da yüzüne bile bakılmayacak, tenha bir bataklık şehir iken nasıl 18. yüzyıl Avrupa mimarisinin şaheseri bir şehir haline getirilmiş olduğuna şahitlik ediyoruz. Burayı tanımak için, görüşmelerimizin bitiminde sokaklarında yürümemiz, çarşılarında gezmemiz gerekiyordu. Enteresan müze isimlerine rastladık; “Dinler Tarihi Müzesi”, “Rusya Etnografya Müzesi”, “Rusya Siyasi Tarihi Müzesi”, “Rus Edebiyatı Müzesi”, “St. Petersburg Şehir Tarihi Müzesi”, “Kahve Müzesi”, “Ekmek Müzesi, …” gibi.
Arkadaşlarımız ile birlikte St. Petersburg Türkiye ile Kültürel ve Bilimsel İlişkiler Derneği'nin tanıtım toplantısına katıldık. Dernek başkanı Prof. Dr. Aleksandr Kolesnikov çok önemli bilgiler verdi. Buradaki arşiv ve müzeler dünya insanlığının ortak kültürel mirası UNESCO tarafından tarihî miras listesine alınmış tam bir müze şehir. Bizim kültür ve medeniyetimize ait pek çok belge, bilgi içeren eser var. Kolesnikov’ un, “Osmanlı köşesinin bulunduğu bu büyük prens sarayında (şu anda bilim evi) bir sembol vardır. Neden bunu anlatmaya çalışacağım? En başta şunu söylememiz lazım, Türkiye'nin işbirliğine dair Saint Petersburg şehrinde çok sayıda kanıta sahiptir.” Sözleri düşünmeye değerdi. Gerçekten de bu saraydan çıktığımızda ve sola dönüp Neva Kıyısına vardığımızda Ermitaj Müzesi yer almaktadır ki, bu müze Türk tarihi ve Türk kültürüne dair çok sayıda eser bulundurmaktadır. Özellikle Osmanlı sancakları görmeye değer önemli eserler arasındadır.
200’den fazla müze içerisinde en meşhuru ve en büyüğü “Hermitage Müzesi” aslında imparatorun yazlık sarayı olarak yapılmış. Planını da bizzat imparator, yani I. Pedro çizmiş. Bizim ona “Deli Pedro” dememiz ile Rusların ona “Büyük Pedro” demesi arasında bence bir tenakuz yok. Her “büyük insan” biraz “deli”dir zira. Derler ki, şimdi müze olan bu saraydaki her bir sanat eserinin başında 10 saniye durulsa tamamının incelenmesi ancak 10 yılda biter. Sadece Türk sultanlarının Rus çarlarına hediye ettikleri eşyalar, yani hediyeler ayrı bir odayı ayrı bir bölümü oluşturmaktadır. Yine burada onlarca Osmanlı sancağı bulunmaktadır.
Biraz daha ileriye gittiğimizde buna benzer çok güzel bir Prens Sarayında bulunan Doğu El Yazmaları Enstitüsünde Türk tarihine ve kültürüne ait binlerce el yazmasının bulunduğu bir binayı görüyoruz. Daha önce 24-28 Ocak 2011 tarihlerinde ve 11 Eylül 2017 tarihinde tekrar ziyaret ettiğimiz Rusya İlimler Akademisi Doğu El Yazmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İrina POPOVA ile yapılan görüşmemizde şu bilgileri aldık:
Bu el yazmaları; Selçuklu, Osmanlı, Türkler ve gerek Rusya da gerek dünyanın dört bir tarafına dağılan Türklerin tarihine ait eserlerden oluşmaktadır.
Yine, Neva’nın karşı tarafına baktığımızda Türkoloji Bölümünün içerisinde de yine daha az araştırılmış, Türk tarihine ait eserler olduğunu biliyoruz. Tabi bunlar araştırılmayı bekliyorlar. Hemen yanındaki topçu müzesinde, Osmanlı askeri teçhizatına ait çok sayıda örneği bulabiliriz. Bu örnekleri devam ettirmek mümkündür. Saint Petersburg’un her müzesinde kültür evinde ve benzer müesseselerde Türk tarihine ve Türk kültürüne ait çok sayıda eşyanın olduğunu söyleyebiliriz. Katıldığımız, anılan toplantıda da bulunan Dimitri Şerih “Türk Saint Petersburg’u” adlı eserinde bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgi vermektedir. Bu kitabın Türkçeye tercüme edilmesi temennimizdir. Osmanlı tarihine ve Osmanlı Rus münasebetlerine ait çok sayıda ve daha araştırılmamış ve ortaya çıkartılmamış arşiv belgesinin olduğunu da söylemeliyiz.
St. Petersburg'da bulunan bir diğer Rusya Devleti Tarih Arşivini 13 Eylül 2017 tarihinde ziyaret ettik. Arşiv Müdürü Dr. Sergey Chernyavskiy, belge kullanımından sorumlu Daire Başkanı ve
Arşiv Müdür Yardımcısı ile birlikte yapılan görüşmelerde verilen bilgilere göre;
Arşiv Müdürü Dr. Sergey Chernyavskiy Türkiye’den gelen araştırmacılara her zaman kapılarının açık olduğu ve gerekli kolaylığı sağlayacakları müjdesi de sevindirici idi.
Yazı Ve Fotoğraf
Bekir ŞAHİN- Ali DÜZ