PAMUKKALE’NİN TERSİNE AÇILAN YÜZÜ: KAKLIK MAĞARASI VE YER ALTINDAKİ TRAVERTENLER

Denizli’nin Honaz ilçesinde yer alan Kaklık Mağarası, Batı Anadolu’nun termal-karstik sistemlerinin eşsiz bir birleşimini sunan doğal bir laboratuvar niteliğindedir. Yüzeyin altında milyonlarca yıl süren kimyasal çözünme ve çökme hareketlerinin sonucu oluşan bu karstik boşluk, günümüzde içeriden geçen sıcak ve mineralli suyun etkisiyle hâlâ gelişmeye devam eden dinamik bir traverten sistemi barındırır.

 

 Mağaranın bilimsel değerini artıran en önemli özellik, aktif traverten üretiminin yer altında gözlemlenebilmesidir; bu durum Türkiye’de oldukça nadir bir jeolojik fenomendir.

Yaklaşık 25–30°C sıcaklığa sahip, berrak ve kükürt kokulu termal su; kalsiyum karbonat, bikarbonat ve sülfat bakımından zengindir. Bu mineral içerikleri mağaranın duvarlarında beyaz kabuklaşmalar, küçük havuzlar ve basamaklı traverten setleri oluşturur. Işığın mağara tavanındaki açıklıklardan süzülerek bu yapılara vurduğu anlarda, taş ve su arasında adeta bir dans yaşanır; buharın hafifçe yükseldiği atmosfer mağaraya hem bilimsel hem görsel açıdan benzersiz bir karakter kazandırır.

 

Bu eşsiz yapıyı görmek için çıktığımız yolculuk ise kendi içinde ayrı bir deneyim oldu. Otobüsle uzun bir yolculuğun ardından bölgeye ulaştık ancak bazı yolların kapanmış olması nedeniyle dolanarak gitmek zorunda kaldık. Bu küçük aksaklık bile mağaraya ulaşma heyecanını daha da artırdı.

 

 Mağaraların beni her zaman heyecanlandıran bir yanı vardır; Kaklık’a yaklaşırken de aynı duyguyu hissettim. Giriş kısmı çeşitli renklerde çiçeklerle çevriliydi ve bu doğal çerçeve, içeride bizi bekleyen dünyanın bir habercisi gibiydi. İçeri girerken hissedilen ağır kükürt kokusu birçok kişiyi rahatsız etse de, bunun aslında suyun mineral zenginliğinin doğal bir göstergesi olduğunu biliyordum. Bu nedenle tereddüt etmeden içeri girdim.

 

Mağaranın içi beklentilerimin çok ötesindeydi. Sarkıt ve dikitlerin birbirine adeta zamanın içinden uzanır gibi yaklaştığı bu ortam, insanı gerçeklikten koparan masalsı bir atmosfer sunuyordu. Kendimi adeta Alis Harikalar Diyarı’nda gibi hissettim; yön duygusunu kaybetmek, bu doğal labirentin bir parçası hâline gelmek gibiydi. Her taraftan sular akıyor, küçük şelaleler gibi çağlıyordu. Zemin tamamen suyla kaplıydı ve yürürken serinliği ayaklarımda hissediyordum. Elimi termal suya değdirdiğimde hissedilen sıcaklık ve yumuşaklık gerçekten etkileyiciydi; ağrıyan ayaklarımın rahatladığını hissettim. Kükürt kokusu ise zamanla rahatsız edici olmaktan çıkıp adeta ferahlatıcı bir havaya dönüşüyordu.

Mağaranın en dikkat çekici yönlerinden biri de içeride gelişen yeşil bitki örtüsüydü. Işıkla suyun birleştiği noktalarda yosunlar ve sarmaşıklar yeşilin farklı tonlarını sergiliyor, mağaraya canlı bir ekosistem hissi veriyordu.

 

Keşke daha uzun kalabilseydim düşüncesi zihnimden hiç çıkmadı. Grupla birlikte olmak, bu büyüleyici atmosferde geçirebileceğim zamanı kısıtlıyordu. Her güzelliğin bir sonu olduğu gibi, bu yolculuğun da sonuna geldik. Dışarı çıktığımda çiçeklerin güzelliğine daha da hayran kalmıştım. İçimde tek bir düşünce vardı: Bu eşsiz yeri herkes görmeli. Çünkü Kaklık Mağarası, yalnızca bir doğa oluşumu değil; insanı içine çeken, zamanı unutturan, bilim ile hayalin birleştiği bir yer altı dünyasıydı.

 

Peki, mağaranın isminin Kökeni: Kaklık Nereden Geliyor?

Kaklık” adının, bölgede geçmişte çok yoğun olarak yetişen kaklık Otu”ndan geldiği düşünülür. Anadolunun birçok yerinde bu isim, bazı hoş kokulu çalılara ve keskin kokulu bitkilere verilen yerel bir ad. Halk arasında kaklık” sözcüğü ayrıca “çukur, oyuk, derin yer” anlamında da kullanılır. Bu nedenle hem bitki örtüsü hem de topografya özellikleri adın kökenini desteklemekte.

Bölge halkı, mağaranın bulunduğu bu doğal çukur yapıyı yüzyıllardır kaklık” olarak adlandırmış; mağaranın keşfiyle birlikte ad çevreye kalıcı olarak yerleşmiş.

Şifa İnancı: Termal Suyun Halk Arasındaki Yeri

Kaklık Mağarası’nın termal suyu yörede uzun yıllardır şifa kaynağı olarak kabul edilir.

Bilimsel incelemelerde suyun yüksek mineral içeriğinin ve kükürdün;

              Bazı cilt problemleri

              Romatizmal rahatsızlıklar

              Kas ve eklem ağrıları

              Deri yenilenmesi süreçleri üzerinde olumlu etkiler gösterebildiği tespit edilmiş.

Bu nedenle mağaranın yakınında yüzme havuzları ve suyun kullanılmasına yönelik küçük tesisler kurulmuştur. Geleneksel halk inanışına göre Kaklık suyunun derdin tuzunu çözdüğü”, yani insanın üzerindeki ağırlığı azalttığına inanılıyor.

 

 

Yazı ve Fotoğraf
Şerife BOZOĞLAN EKER