ORHUN ABİDELERİ /GÖKTÜRK MÜZESİ

Moğolistan’ın başkentine 50 km uzaklıkta, kırsal bir alanda Tonyukuk Anıtı bulunuyor. Asıl anıtlar ise başkent Ulan Batur’a 400 km uzaklıkta. Burası Karakum şehrine 50 km uzakta Orhun Vadisi’nde yer alıyor.

Orhun Vadisi Göktürk ve Uygur imparatorluklarına beşiklik etti. Göktürkler, Hangay Dağı yakınlarındaki Ötüken’e yerleşti.

Sabahın erken saatlerinde başkentten abidelere gitmek üzere yola çıkıyoruz. Şehrin hemen çıkışında görmeyi beklediğimiz Moğol tarzı yaşamın izlerine rastlıyoruz. Her evin bahçesinde kurulu çadırlar, göçebe yaşam tarzının şehre kadar ulaştığını gösteriyor.

Uçsuz bucaksız bozkırda yol alırken yolumuz sık sık hayvan sürüleriyle kesiliyor. Akşama doğru ilginç bir tabela görüyoruz. Ahşap tabela üzerine el ile yol tarifi yapılmış, yönler çizilmiş. Tabelada bir yön Karakum şehrini bir yön Orhun Nehri’ni işaret ediyor.

Orhun Nehri üzerinden geçiyoruz. Aracımızı durdurup nehri seyrediyoruz. Atalarımız ve Ötüken şehri hakkında konuşuyoruz. Hava kararmak üzere olduğu için vakit kaybetmeden tekrar, Orhun anıtlarına doğru yola koyuluyoruz.

Bilge Kağan Karayoluna geldiğimizde, Orhun abidelerine geldiğimizi anlıyoruz

Daha önce açıkta bulunan yazıtlar TİKA tarafından üzeri kapatılarak müze haline getirilmiş. Orhun Anıtları Müzesi ya da Göktürk Müzesi olarak bilinen müze biz oraya vardığımızda kapalıydı. Çok üzülmüştük. Onca yolu gelip, yazıtları görememek olacak şey değildi. Neyse ki yazıtlarla yan köyden biri ilgileniyormuş. Bizi görünce gelip kapıyı açtı, bizde heyecanla içeri girip müzeyi gezdik.

Müzede Orhun yazıtlarıyla birlikte birçok eser sergileniyor. Anıtların ilk yapıldığı andaki konumları ve anıt yapının geçmişte nasıl göründüğü de müzede sergileniyor.

Müzenin en önemli eserleri ise Bilge Kağan ve Kül Tigin Yazıtları. Bu yazıtlar II. Göktürk (Kutluk) Devleti'ne aittirler. Türk tarihinin ilk yazılı eserleri, siyasetname özelliği taşır ve öğüt verirler. Devlet ve halk arasında karşılıklı görev ve sorumluluk paylaşımını anlatırlar. Türk adının geçtiği ilk metinlerdir. Türk devletinin kuruluş ve yönetimi ile ilgili bilgi veririler. Türk yazı dilinin örneği olan bu kitabeler, Türk dilinin gelişmişlilik düzeyini göstermesi bakımından önemli. Kitabeler Orhun alfabesiyle yazılmışlar. Toplam 6 adetten oluşur ama en önemlileri Bilge Kağan, Kültigin ve Vezir Tonyukuk adına dikilenlerdir.

1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev tarafından bulunan abideler, 4 yıl boyunca çözülememiştir. Ancak 1893 yılına gelindiğinde Vilhelm Thomsen Orhun alfabesini çözerek okumayı başarmıştır. İlk okuduğu kelimeler “Tengri” ve “Türk”tür. 1895 yılında ise başka bir bilim adamı Wilhelm Radloff, abidelerin tamamını okumaya muvaffak olmuş ve dönemin padişahı sultan II. Abdülhamid tarafından mecidiye nişanı ile ödüllendirilmiş.

Orhun yazıtları Türkçenin tarihsel süreçteki gramer yapısı ve bu yapının değişimiyle ilgili bilgiler verdiği gibi Türklerin devlet anlayışı ile yönetimi, kültürel öğeleri, komşuları ile soydaşlarıyla olan ilişkileri ve sosyal yaşantısıyla ilgili önemli bilgiler içermekte.

Yazılış tarihleri MS. 8. yüzyılın başlarına dayanıyor. Bilge Kağan kardeşi Kül Tigin’in ölümüne çok üzülmüş ve 732 yılında kardeşi adına Kül Tiğin yazıtını yeğeni Yollig Tigin’e yazdırmış. Bilge Kağan yazıtı ise 735 yılında yazılmış.

Bilge Kağan Anıtı Oğlu Tenri Kağan tarafından diktirilmiş.

Bilge Kağan yazıtında yer alan ve yazıtların en ünlü kısmı şöyle:

         “Türk Oğuz Beyleri, işitin! Üstte gök çökmedikçe, altta yer denizi delinmedikçe, ilini, töreni kim bozabilir?

“Ey Türk ulusu! Kendine dön. Seni yükseltmiş Bilge Kağanı’na, özgür ve bağımsız ülkene karşı hata ettin, kötü duruma düşürdün.

Ulusun adı, sanı yok olmasın diye, Türk ulusu için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kardeşim Kül Tigin ve iki Şad ile ölesiye, bitesiye çalıştım...”

 Yazıtlara bu abidelerin sonsuza kadar kalması temennisi ile “Bengü Taşlar” denmiş.

Nihayetinde ata topraklarında Orhun yazıtlarını görmüş olmanın sevinciyle müzeden ayrılıyoruz.

Yazı Ve Fotoğraf
Yazı ve Fotoğraflar: Ali Sami Palaz