MISIR’IN ALTIN ŞEHRİ DAHAB

Arapça da “altın” anlamına gelen Dahab şehrinin kendisine baktığımızda neden bu ismi uygun gördüklerine şaşmamalı. Dağlarından kanyonlarına, mercan resiflerinden dalış için dünyanın en güzel sualtı âlemine yarı aralanmış bir kapı adeta.

En kolay ulaşım yolu Sharm El-Sheikh Havalimanından indikten sonra lokal otobüs şirketlerinden biriyle veya direkt taksi tutarak 1,5 saatlik bir yolculuk sonunda Dahab’a varmak. Biz Türkler için en güzel tarafı ise 15 günü geçmeyecek şekilde sadece Sina Yarımadası’nda kalmayı planlıyorsanız vizeden muaf olmamız. “Karada denizde yapılacak her şeyi yapıp da dönmek isterim ben” diyenlerdenseniz, yazarın size tavsiyesi en az bir haftanızı bu lokasyona ayırmanızdır.

Şimdi bunun sebeplerine gelelim:

Öncelikle Türkiye’den Sharm El-Sheikh rotasına giden uçaklar genel olarak gece saatlerinde kalkmaktadır. Dolayısıyla gün ağarırken veya günün Mısırlılar için çok erken sayılan saatlerinde Dahab’a varmış oluyorsunuz. Bu yorgunlukla içinizden hiçbir şey yapmak gelmeyebilir, bunun için Lighthouse veya Mashraba’da sıra sıra bulunan “beach”lerden herhangi birine oturup bütün gününüzü deniz kenarında geçirebilirsiniz. Eğer şanslıysanız bangır bangır Mısır müziği çalmayan bir işletmeye denk gelebilirsiniz. Giriş ücretleri olmamakla birlikte işletmenin sizden harcamanızı beklediği bir bakiye var elbette. Bu bakiye iki kişilik yemek ve bir-iki taze sıkılmış meyve suyuna denk gelecek kadar cüzi bir rakam. Meyve suyu demişken Mısır’da büyük bir gelenek olduğunun altını çizmek gerek; avokadosundan mangoya, şeker pancarından guavaya hatta kajuya kadar her şeyin suyunu bulmanın mümkün olduğu, bütün lokaller de günlük rutinlerin arasında yer alan ilginç bir ülke.

Akşam saatlerine doğru sakin bir akşam için El Garden’da yer alan restoranların yanı sıra eğer daha otantik bir akşam dilerseniz Wadi Qunai, Wadi Al Badia gibi şehir merkezine çok yakın olan dağlara giderek buralarda yer alan “bedevi lokantaları” deneyebilirsiniz. Tırnak içine alıyorum çünkü tam bir lokanta olmamakla birlikte bir kilim üzerinde, ateş başında, dağların arasında ve yıldızların altında harika bir deneyim sizi bekliyor olacak. Ulaşım için ise bir taksi şoförüyle anlaşarak sizi şehir merkezine geri götürmek için belirtilen saatte almasını talep edebilirsiniz, konu taksi şoförlerine gelince pazarlık yapmanın sünnetten olduğunu hatırlatır, engebeli ve hafif sarsıntılı yolculuğunuzda şimdiden kolaylıklar dilerim.

Burada Mısır’ın yemek kültüründen de bahsetmekte fayda var; genel olarak et üzerine kurulu olan mutfaklarının yanı sıra Dahab, yabancılar tarafından da çok sevilen bir dalış merkezi olduğu için vejetaryen ve vegan mutfak seçeneklerinin de sunulduğu enternasyonal bir lokasyon.

Ertesi gün Dahab’ın –yazara kalırsa- en etkileyici üçlemesi olan Blue Hole – Abo Ghaloum – Blue Lagoon gezisine gidebilirsiniz. Blue Hole ulusal bir park olduğu için giriş ücreti 10$, pasaportlarınızın fotokopisini de yanınızda bulundurmanız gerekiyor polis kontrolü için. Blue Hole genel olarak serbest dalış yapanlar ve scubadiving ile ilgilenenler için bir cennet olsa da yalnızca şnorkel yapmak isteyenler için de resifler ve renkler anlamında muazzam bir görsel şölen. Blue Hole’dan Abo Ghaloum’a ise 1,5 saatlik kolay bir yürüyüşle gitmeye karar verirseniz yol üzerinde boy boy deniz kabuğu ve mercan toplayabilir, doğal havuzlarda duraklayıp yüzebilir, dağların ve Kızıl Deniz’in birleşip dans ettiği büyüleyici manzaralara şahit olabilirsiniz. Daha kısa ama yine bir o kadar eğlenceli bir seçenek olan botlardan birine zıplayarak 20 dakika içinde Abo Ghaloum’a varabilirsiniz. Sıkın dişinizi az kaldı, Abo Ghaloum’dan sonra son olarak bir taksiyle merhaba Blue Lagoon. Taksi dediğime bakmayın, Dahab’daki tüm taksiler 4x4 arabalardan, taksi şoförleri de bedevilerden oluşuyor. Günübirlikçi olmak için çok büyük emek tabi bu yol, her ne kadar toplam yol 1 saat sürse de, bu lokasyonların birinde konaklamayı seçebilir ve bütün gece Samanyolu’nu izlemenin ve sessizliğin tadını çıkarabilirsiniz.

Burada bitecek sandıysanız yanıldınız sevgili okur; daha renkli kanyondan bahsedemedim henüz. Benim için Dahab’ın en etkileyici kısmı vadileri ve Renkli Kanyon’u oldu. Program sabah 8’de başlayıp akşam 4’te sonlanıyor. Beyaz Kanyon’dan başlayarak Ain Khudra Oasis’te öğle yemeği ve güneşin alçalmaya başladığı saatlerde Renkli Kanyon’un kahverengiden sarıya, kırmızıdan turuncuya çalan her tonuna eşlik ediyorsunuz.

Eğer son bir söz yazmak istersem; bu yine yalnızca Dahab’da bulabileceğiniz St. Catherine veya Sina Dağı tırmanışları olacaktır. Bedevi rehber eşliğinde gece başlayan tırmanış bir elinizde bedevi çayı diğer elinizde büyük ihtimalle şafağın göz alıcı renklerini yakalayabilmek adına telefonunuzda, Sina Dağı’nın ihtişamlı doruğunda –ve aynı zamanda soğuğunda- yeni güne yorgun ama tatmin dolu bir selamınızla son bulacak. 

Yazı Ve Fotoğraf
Doruk Conker ŞAHİN