
Her şey Raci’nin (Richard) “burası da benim
memleket” diyerek gösterdiği fotoğrafla başladı. Raci, bir dönem kardeşimin ev
arkadaşı olan ve bir süre önce İslam’la şereflenen bir Çek cumhuriyeti
vatandaşı. Gösterdiği fotoğraf ise Karlovy Vary’e aitmiş. Ama ben görünce bir
masal ülkesinin resmi zannetmiştim. Raci, “burası sıcak suları, masal tadında
evleri ve sokaklarıyla benim memleket”, dedi.
Sonra Prag seyahati fırsatı karşıma çıktığında;
Prag’tan önce gezi programındaki Karlovy Vary beni heyecanlandırmıştı. Raci’yi
arayıp heyecanla, “senin memlekete gidiyorum”, dedim, Kralın masal şehrine…
Karlovy Vary, Çek Cumhuriyeti’nin Bohemya
bölgesinde ve Prag’a arabayla 1,5 - 2 saatlik mesafede. Kuzey Doğu Almanya’ya
Yani, masal yukardan başlıyor. Ortasından su geçen
her şehir etkiler beni. Bu şehir ortasından hem su hem de masal geçen bir
şehir. Hemen fotoğraf makinenize ulaşmak istiyorsunuz. Ama otobüsler fotoğraf
için duracak zannetmeyin. Hareket ederken de basın deklanşöre…
Karlovy Vary’nin eski adı Carlsbad (Karlsbad). 14.
yy.’da Kral IV. Charles (Karl) tarafından kurulmuş. Kral bir gezi sırasında
burayı beğenip saray yaptırıyor. Ardından diğer avane (Kralın çevresi) onu
takip ediyor. Ondan sonra buranın sıcak suları, içmeceleri keşfediliyor. Ve
şehrin adı Kralın banyosu anlamında Carlsbad olarak kalıyor. Karlsbad yüzyıllarca
Avrupa’nın kaplıca, termal ve sağlık turizmi merkezi olarak varlığını
sürdürmüş. Hitler, Rus Çarı Petro, Mozart, Marx, Beethoven, Atatürk gibi birçok
tanınmış sanatçı, siyasetçi, iş adamı ve bilim adamlarının ziyaret ettiği bir
şehir olmuş. Hatta Mozart ve Petro’nun evleri ile Atatürk’ün kaldığı oteli,
bugün de görmek ve ziyaret etmek mümkün.
Şehrin ortasından küçük bir ırmak geçiyor ve
ırmağın etrafında yükselen taraçalara yerleşmiş oyuncak hissi uyandıran, sanki kâğıttan
yapılmış evler, saraylar, oteller ve dükkânlar sıralanıyor.Irmağa karışan
kaplıca suyuyla oluşan buğu, yamaçlardaki yeşilin, sarının ve turuncunun bin
bir tonu ve hafif pusla birleşiyor. Tarifsiz bir manzara…
Karlovy Vary yazının başında bahsettiğim üzere bir
kaplıca ve içmece kenti. Şehrin dört bir yanında Collonnade (avlu, şadırvan)
denilen şifalı suyun aktığı yerler var. Misafirler ellerinde küçük ibriklerle
farklı ısıdaki bu sulardan içiyorlar. Bir kısmı belirli bir tedavi programı
çerçevesinde, belirli bir saat ve sırayla suları içerken genellikle bizim gibi
merakla kafasına göre içenler fazlalıkta. Su farklı bölgelerde farklı
sıcaklıklarda akıyor. 32 ile 72 derece arasında sular mevcut. Su tuzlu ve sıcak.
Yavaş yavaş içmek gerekiyor. Bu şifalı suyun birçok metabolizma hastalığı,
diyabet, obozite başta olmak üzere sayısız hastalığa iyi geldiği söyleniyor.
Elinde ibrikle gezen binlerce Avrupalıya bakılırsa modern tıp Batı’da da irtifa
kaybediyor. Bu arada ibrikler Karlovy Vary’nin önemli bir turistik argümanı.
Kendinden pipetli porselen bardak diyebileceğimiz bu ibriklerle sıcak suyu
elinizi ve ağzınızı yakmadan kolayca içebiliyorsunuz.
Collonnade’lardan biri olan Vridelni aynı zamanda
bir sanat galerisi. Burada yan yana farklı sıcaklıktaki suları yan yana test
etme, içme şansınız var. Öte yandan bu Collonnade’nin içinde sıcak suyun kendini
güzeyle metrelerce yukarıya fışkırdığı bir havuz da mevcut. Ayrıca içinde ve
dışında Karlovy Vary ile ilgili birbirinden farklı hediyelik eşyaları satan
onlarca dükkân bulunuyor. İbrikler, magnetler, eve döndüğünüzde de bu suyu
kendinizin yapabilmesi için içmelik ve banyoluk Karlbad tuzları, granad
taşından ve kristalden hediyelikler ve incecik kâğıt helvalar. Hatta bu Collanade’nin
içini bazen öyle bir kâğıt helva kokusu kaplıyor ki; kayıtsız kalamıyorsunuz. Bizim
kâğıt helvalardan tek farkı inceliği ve taze taze, hemen yapılırken alabiliyor
olmanız. Diğer taraftan Prag’la kıyaslandığında hediyelik eşyaların burada daha
ucuz olduğunu söyleyebilir.
Burada en güzel tercih geleneksel Çek yemekleri
sunan restoranlar. Öte yandan şehir binlerce turisti ağırladığından Meksika
mutfağından, Hint mutfağına; Gürcü mutfağından İtalyan mutfağına kadar geniş
bir yelpazede farklı restoranları görmek mümkün. Çekler’in çorbaları harika.
Özellikle patates ve lahana çorbaları. Gerçi porsiyonları bize göre çok büyük. Bizim
porsiyonların iki katı kadar. Çorbayı içince neredeyse doyuyorsunuz. Şehir bir
turizm şehri olduğu için farklı klasmanda yüzlerce otel bulmak mümkün. Ancak
tedavi maksadıyla gidecekseniz aylarca önceden tedavi konseptli otellerde
rezervasyon yaptırmak gerekliymiş. Öte yandan genellikle turlar konaklamaları
Prag’da ayarlayıp Karlovy Vary’e günübirlik turlar düzenliyor. Biz de öyle bir
turdaydık. Ancak size tavsiyem Karlsbad’a 1 günden fazla zaman ayırmanız. Doğası,
suyu ve mimarisiyle bunu hak ediyor.
Akşam oldu. Karlovy Vary’den ayrılma vakti.
Raci’nin annesini bulmaya vaktim olmadı. Hüzünle ayrılıyorum, bu şehirden. Ve
yanımda bir sürü anıyla. Tekrar yukardan bu sefer şehrin nehir kenarında uzayan
ışıklarına bakıyorum. İbrik, Karlbad tuzu, birkaç magnet, kâğıt helva, Karlovy
Vary balı ve bir sürü anıyla Prag’a dönüyorum. Yorgunluk ayaklarımdan sırtıma
oradan da gözlerime uzanıyor. Göz kapaklarıma direnemiyorum. Prag’a
ulaştığımızda gözlerimi açıyorum. Karlovy Vary rüya mıydı, gerçek miydi
karıştırıyorum. Hemen poşetlerin arasındaki ibriğe uzanıyorum. Görünce
rahatlıyorum…
Yazı Ve Fotoğraf
Ahmet Nurullah Güler