
Yaşadığımız
zor günler şüphesiz herkesi maddi manevi çok etkiledi. Hayatını seyahatle
sürdüren biz turizmcileri ise daha başka… Bugünlerin negatif etkilerinden
arınmanın bir yolu da seyahat etmek olduğunu bilen ben ve birkaç arkadaşım
krizi fırsata çevirerek yaşadığımız şehrin gizli köşelerini keşfe çıktık.
Nelerle karşılaşacağımızı az çok bilsek de nasıl bulacağımız hakkında en ufak bir
fikrimiz yoktu.
Rotamız
bu kez Cihanbeyli taraflarıydı. Belki bu mevsimde Tuz Gölü’nde flamingolar
izlenebilirdi yoksa başka ne vardı ki diye düşünürken bir zamanlar bize peri
bacaları varmış araştırın dediklerini hatırladık. Konya’da peri bacaları ya da
Kapadokya benzeri oluşumlar çok yabancı değil. Şehir merkezinde Sille ve hemen
45 km uzaklıkta Kilistra’da da böyle yapılar görmemiz mümkün.
Yola
çıktık ve yaklaşık 2 saat sonra Cihanbeyli Kuşça Köyü’ne 2 km uzaklıkta Celil
Boğazı’na ulaştık. Buradaki vadiyi izleyebileceğiniz iki nokta var. İsterseniz
vadinin üzerindeki tepe noktadan manzarayı izleyebilir; isterseniz aşağıdan
vadinin içine girip yürüyebilirsiniz. Biz yol kenarına aracımızı park edip
vadide yürümeyi tercih ettik. Kapadokya’yı etraflıca gezenler bilirler, orada
peri bacalarının tamamı zamanla aşınarak bazı şekillere bürünmüştür. Devrent ya
da bazılarının söyleyişiyle hayal vadisi adında bir yer var. İşte ben burayı Devrent Vadisi’ne benzettim.
Vadinin
hemen girişinde Çatalhöyük’ün şişman kadın figürü ana tanrıça Kybele karşılıyor
sizi J
sonrasında bembeyaz kumların üzerinde bu şekillerin oluşmasında rol oynayan çöl
rüzgârında yürümeye başlıyorsunuz. Kafanızı kaldırıp baktığınızda birkaç yüz
metre uzaklıkta da peri bacalarından oluşmuş yüksek tepeler görüyorsunuz. Tabi
bu mesafe çölde o kadar kolay aşılmıyor. Buradaki peri bacası oluşumları kil,
volkanik küller, çamur taşı, çakıl taşı, kum taşı, kireçtaşı gibi çok katmanlı
bir yapıya sahip. Bu da görünümlerinin farklılaşmasını sağlıyor ve üst üste
yığılmış birbirinden değişik taş şekiller çıkıyor karşımıza. Gerisi sizin hayal
dünyanıza kalmış. Develer, sırtında çocuğunu taşıyan bir ana, uzunca boyu ile
tüm azametini gösteren bir imparator ve vadiyi koruyan askerleri ya da at
üstünde bir genç kız... Şekiller bu kadar yoğun olunca efsaneler de beraberinde
gelmiş. En çok bilineni bir ana-kızın öyküsü. Efsaneye göre uzak diyarlara
gelin giden bir genç kız düğün günü annesinden ayrılmak istememiş ve atından
atlayarak annesine koşmaya başlamış. Annesi ile kucaklaştığında orada ikisi de
taş oluvermiş. Bunun gibi pek çok efsaneyi sizde yazabilirsiniz. Kısaca masal
dünyasına yolculuk yapmak isteyenler, masalları sevenler, macera arayanlar,
şehrin gürültüsünden sıkılıp farklı yerler keşfetmek isteyenler yolunuz
Cihanbeyli Kuşça’daki Celil Boğazı peri bacalarına mutlaka düşsün :)
Gidecek
olanlara küçük tavsiyelerim var. Yaz ortasında bile gitseniz boğaz geçişinde
sıcak ve yoğun bir rüzgâr ile mücadele ediyorsunuz. Her yer ince kum olduğundan
rüzgâr kumları da savuruyor. Rahat ayakkabılarınızı, yedek kıyafetlerinizi ve
bolca içecek suyunuzu alıp öyle gidin.
Hiçbir
şey sizi gezmekten, keşfetmekten alıkoymasın. Bol seyahatli zamanlar diliyoruz.
Yazı Ve Fotoğraf
Tuğba Hilal Kabakçı