Konya Çeşmeleri

Medeniyetlerin oluşumunda suyun ne kadar önemli olduğunu gerek yok sanırım. Büyük medeniyetler su kaynaklarının bulunduğu yerlerde yeşermiştir.Kızılırmak, Fırat, Dicle, Nil, Ganj ırmakları o bölgelerde kurulan medeniyetlerin can damarıdır. Tarımsal üretimin yanı sıra insanların kişisel kullanımı için suyun temin edilebilmesi, temiz suya ulaşılmasının da ne kadar önemli olduğu su götürmez bir gerçektir. Böyle olunca, haliyle su yapıları çok önem kazanmıştır. Medeniyet su üzerinden yürümüştür.

Çeşmeler, şadırvanlar, hamamlar, su yolları, sulama kanalları izini sürdüğümüz tarihi yapılardır. Su yapıları içinde yerleşim mekanları için ilk akla gelen çeşmelerdir. Bu gün ki yazımıza konu olan Konya'da ve biçimsiz kentleşmenin olduğu yerler hariç tüm Anadolu'da Mahalle Çeşmesi kültürü hala inatla varlığını sürdürmektedir

Eskiden devlet adamlarının ya da görece zengin olanların hayır sahibi olmak istediklerinde yaptıkları en önemli işlerden birisi çeşme yaptırmaktı. Çeşme yaptırmak üst üste dört taş koyup, bir lüle, bir de su yalağı yapmakla bitmiyor. Bu işin belki de en kolay tarafı bu.

Çeşme yaptırmak demek bir yerlerden o çeşmeye su getirmek demek. Yani en yakındaki su kaynağından künkler döşeyerek çeşmeye kadar suyu taşımak gerek. ( künk: pişmiş topraktan yapılan kalın borular) O zamanlar ne seri üretim, ne plastik, ne de bir demir boru var. Anlayacağınız zaman, emek ve para isteyen bir durum.

Ülkemiz artık Evliya Çelebi'nin anlattığı gibi değil, Konya’mızda İbrahim Hakkı Konyalı’nın bahsettiği şehre pek benzemiyor. Konya sularını anlatırken yakın çevredeki buz gibi pınarlardan ve su gözelerinden bahsediyor. Mukbil suyu, Çayırbağı ve Dutlu bunların en çok bilinenleri.  Çayırbağı su kaynağı benim yetişebildiğim son kaynak. Biraz da sıhhi sebeplerle artık kullanıma açık değil. Kabul etmek lazım ki bu gün için herhangi bir işleme tabi tutmadan direk kaynaktan su içmek sağlık sorunlarına sebep olabiliyor. Eski zamanlarda suların bu kadar kirlenmesi mümkün olmadığından özel bir işleme tabi tutulması da gerekmiyordu.

Konya içinde yaptığım gezilerde belediyenin yeni yaptırdığı çeşmeler hariç, tarihî sayılabilecek 200'den fazla çeşmenin fotoğraflarını çektim, suyunu içtim, kitabelerini okudum. Her semtte, köşe başında, meydanlarda, insanların suya kolay ulaşmalarını sağlayan çeşmeleri gördüm. Başka bir şehirde bu yoğunlukta çeşme olduğunu sanmıyorum. Evliya Çelebi Konya'yı anlattığı bölümde 366 çeşmeden bahsediyor, bir yüz yıl sonraki kaynaklarda ise 440 Çeşmenin varlığı söz konusu.Büyük çoğunluğu tek cepheli, sille taşı ya da kalker taşından yapılma, aynalığı (şemsesi), tabaklığı, yalağı bulunan birbirine benzer sade çeşmeler. Antik Roma çeşmelerinde ki ihtişamı görmek mümkün değil. Anadolu'nun en görkemli çeşmesi Burdur’daki Antoninler Çeşmesi’nin devasa büyüklüğü, İstanbul çeşmelerinin süslemeleri yanında Konya çeşmelerinin sanatsal açıdan esamesi bile okunmaz. Çünkü temel amaç halkın su ihtiyaçlarını karşılamak olunca estetik kaygılar arka plana atılmış.O zamanlar Konya suyun zor bulunduğu dönemleri yaşıyor.

Mesela; Yavuz Sultan Selim'in 8 yıllık kısa saltanatı süresinde seferlerden zaman ayırıp da yaptırabildiği tek hayrat Konya'daki dergaha su getirmektir Muş tarafında da bir çeşme yaptırdığı söyleniyorsa da tartışmalıdır Konya'nın güneybatısında yaklaşık 15- 20 kilometre uzakta bulunan Dutlu mevkiinden getirdiği su ile dokuz çeşme ve bir şadırvan yapılmıştır bu çeşmelerden Şems Parkı civarında bulunanı hala kullanılmaktadır. Dergahın içindeki şadırvan da ziyarete gelenleri selamlamaya devam etmektedir.

 1900’lü yılların başında 2. Abdülhamit'in Valisi Avlonyalı Ferid Paşa sayesinde su sorununun çözümünde büyük adımlar atılıyor. Çayırbağı suyunu Cambaz Ali Osman'ın çalışmalarıyla yabancı bir ülkeden alınan demir borularla Konya’ya getirmeyi başarıyor ve Alaeddin tepesinde büyük bir depoda topluyor.

Her ne kadar kitabesi 2. Meşrutiyet sonrası kısmen kazınsa da halk, Konya’ya kimin su getirdiğini hala unutmuş değil. O dönemden kalmış demir çeşmeler görmek hala mümkün.

Birbirinin tekrarı olan, tarihi ve sanatsal özelliği olmayan ve üstünde Besmele ile “Ve sekkahüm Rabbehüm şaraben tahura” yazan yüzlerce çeşme var Konya'da. Kiminin yeri değiştirilmiş, kiminin kitabesi çalınmış ya da müzeye kaldırılmış veya kazınmış, kimisinin üzerine yazı yazılmış yüzlerce çeşme. zamana ve çağa inat ısrarla akmaya ve insanları suvarmaya devam ediyor.

Yazı Ve Fotoğraf
Osman Özkan