Koleksiyonların efendisi Erdener Koyutürk

Erdener Koyutürk bir koltuğa adeta beş karpuz sığdıran ender sanatçılarımızdan. Yıllardan beri o kadife sesinden tangolarını dinlediğimiz, muhteşem Türkçe Tangolarımızı zamanımıza taşıyan, devam ettiren, koruyucusu ve âdeta şövalyesi olarak da bildiğimiz Üstat Erdener Koyutürk’ün bir başka özelliği de koleksiyonerliği.  Öyle çeşitli koleksiyonları var ki şaşmamak elde değil! Onun bu çeşitliliğini ve korumacılığını gördükten sonra ona ben “Koleksiyonların Efendisi” ismini taktım. Doğrusu da yakıştı. Onun nadir boş vakitlerinden birinde sorularımı ardı arkasına sordum ve o eşsiz koleksiyonlarını resimledim. Buyurun:

 Erdener Bey! Tango nerede, koleksiyonerlik nerede? Birbirleriyle nasıl aynı noktada buluştunuz?

 Babam Necdet Koyutürk 1943 yılında bestelediği başyapıtı Papatya Tangosu’yla gönüllerde taht kurdu ve halkımızın dilinde âdeta marş olan Papatya Tangosu’nun yanı sıra Dinle Sevgili, Rüzgâr Gibi Geçti gibi mühim eserleriyle de Türkçe tangolarımız can buldu bu günlere kadar geldi ve tangolar bana babam Necdet Koyutürk’ten miras kaldı. Ben de onun vefatından sonra bana kalan yüzlerce tango notalarını, aranjeleri saklarım ve yaptığım kaset ve CD’lerle de halkımıza yayarım. Yani bana kalan en mühim koleksiyon babamın mirası olan tango notaları ve plaklarıdır. Zaman içinde ben bunları geliştirdim. Diğer tango notalarını ve plaklarını da buldum, ekledim. İşte tango ile koleksiyonerliğimin ilk ve en önemli buluşması böyle başladı.

 Birçok koleksiyonlarınız var bunlardan bahseder misiniz?

 Bana babamdan, kendisinin yaptığı bestelerinin bulunduğu taş plaklar, 45’likler ve long-play’ler kaldı. Bir de yukarıda bahsettiğim babamın repertuarı olan kendi el yazısıyla tango aranjeleri ve bestelerinin bulunduğu basılı notalar. Bunlar zaten Necdet Koyutürk’ün yarattığı ve halkımıza sunduğu kendi koleksiyonu âdeta. Ben plaklara çok meraklıydım, yıllarca nota ve plak topladım.   Piyasadan topladığım diğer taş plaklar, 45’lik ve long-play’ler on bin adede ulaştı. Bunlar yalnız tango değil tüm müzik türlerini kapsıyor. Kaset ve CD’ler bu rakama dâhil değil. Sekiz bin adet de bunlardan var.  Birçok irili ufaklı koleksiyonlarım daha var. Ancak plak ve “Atatürk” pulları kadar önemli iki koleksiyonum daha var: “Fenerbahçe” ve “Miniatürk” koleksiyonum. Fenerbahçe ile ilgili birçok gazete, dergi, haberler, efemeralar, Fenerbahçe Stadı’nın maketi, sporcuların heykelleri, Fenerbahçe plak ve kasetleri de dâhil birçok objeler var.

Erdener Bey, gelelim benim çok beğendiğim “Miniatürk” koleksiyonunuza.  İstanbul Sütlüce de bulunan ünlü Miniatürk’ü evinize taşımışsınız âdeta. Ama sizinki “ev tipi” bir “Miniatürk” koleksiyonu olmuş. Bu koleksiyonunuzda büyük emek var. Nasıl başladı?

 Benian Hanım, benim Türkiye sevgim koleksiyonlarıma yansıdı! Ülkemin her karışı ve her önemli kişisinin bizlerin hayatında mühim yeri vardır. Bir taşımızın bile kaybolmasını istemem ve bunları bir araya getirmek arzusundayım. Yıllardır Türkiye ile ilgili objeler toplarım. Üç boyutlu olan bu objeler maket, biblo, heykelcikler, ünlü kişilerimiz, mühim anıtlarımız, abidelerimiz, yapılarımız, saat kulelerimiz, köprülerimiz, camilerimiz bu koleksiyonumun içinde bulunuyor. Bir araya geldiğinde Türkiye’mizi aynen temsil etmektedir. 

En önemli objeleriniz hangi şehrimizden? Koleksiyonunuzda bulunan birkaç yapıdan bahsedebilir misiniz? 

   Bunları toplarken Türkiye’de en çok bulunan objelerin İstanbul ile ilgili olduğu kanaatine vardım. İstanbul zaten dünyanın tarihî zenginliklerinin en çok olduğu şehirlerin başında geliyor. Buradan birçok medeniyetler gelip geçmiş. Ama Cumhuriyet Dönemi’nin yapılaşması benim için daha mühim bir yer tutuyor. Koleksiyonumun en önemli ve çok nadir bulunan parçası Taksim Cumhuriyet Anıtı’nın (17x17x21cm) kopyası. 1973-1977 yılları arasında İstanbul Valisi Namık Kemal Şentürk tarafından yaptırılıp İstanbul’a misafir gelen önemli kişilere hediye olarak verilmiş. İstanbul objelerimin içinde başta Sultanahmet Cami, Ortaköy Cami, Eyüp Sultan Cami, Ayasofya Cami, çeşitli camilerimizin yanı sıra, Kız Kulesi, Sultanahmet’teki Dikilitaş, Galata Kulesi, Haydarpaşa Garı, 3. Ahmet Çeşmesi gibi İstanbul’umuza ait tarihin derinliklerinden gelen çok mühim yapıların mini maketleri de bulunmakta. Bu yapıların yanı sıra koleksiyonumdaki Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı ve Galatasaray’ın şimdi yıkılan ama tarihî değeri asla unutulmayan Ali Sami Yen Stadı’nı da söylemeden geçemem.

Miniatürk koleksiyonunuzda İstanbul dışında Anadolu’muzun zenginlikleriyle ilgili hangi objeleriniz var?

 Birçok Anadolu kentimizin ünlü yapıları, eserleri ve kişileri mevcut. Van Gölü’nün çevresindeki Ulu Kümbet, Adıyaman’daki Cendere Köprüsü, Erzurum Çifte Minare, Diyarbakır Dört Ayaklı Minare, Akçay Sarıkız, Ankara TC Ziraat Bankası Genel Müdürlük Binası, Samsun Atatürk Heykeli, Bursa Ulu Cami, Konya Mevlâna Cami, Ankara Anıtkabir, Mimar Sinan vb... Tabii ki antik kentler olmadan Türkiye’miz ve Anadolu’muz olamaz! Anadolu antik kentler cenneti adeta. Koleksiyonumda Çanakkale ve ünlü Truva Atı, Adıyaman’daki ünlü Nemrut,  Hitit Medeniyetinin Hitit Güneşi, Ege ve yöresindeki ünlü Meryem Ana, Efes, Didim, Kral lahitleri,  Aspendos Tiyatrosu, Roma Medeniyeti ile ilgili yapılar… Kapadokya peri bacaları gibi yöreleri temsilen irili ufaklı heykel ve biblolar…  

 Anlatmakla bitmeyecek gibi büyük bir koleksiyonunuz var. Ya diğerleri?..

 Evet, yıllarca topladım, daha da toplamaya devam ediyorum. Türkiye’mi bir arada görüyor ve gözümün önünde tutuyorum.  Çanakkale Deniz Savaşı ile ilgili Çanakkale Anıtı ve birçok objelerin yanı sıra Kurtuluş Savaşı ile ilgili Bandırma Vapuru, Nusret Mayın Gemisi ve Atatürk heykelleri, Safranbolu, Bodrum vb. gibi yöresel evler, köy evleri ve köy yaşantıları, köylü kıyafetleri, Karadeniz yöresi insanı, fındık toplayan kadınlarımız, Amasya yöresi elma toplayan kadınlarımız, Mehter Takımı bibloları, masal kahramanlarımızdan Hacivat & Karagöz, Nasrettin Hoca, Keloğlan heykelleri, Zonguldak Kömür Madeni’nde çalışan elinde fenerle bir işçi, Mevleviler, Semazenler, Bolu Göynük Zafer Kulesi,  İzmir ve İzmit saat kuleleri…

Sevgili Erdener Koyutürk, nadir parçalardan oluşan koleksiyonlarınız çok muhteşem,  gerçekten bunlar yılların emeği. Eminim ki bu koleksiyonerlik tutkunuz bütün bir ömür sürecek.  Bu koleksiyonlarınızı defalarca sergilediniz ve çok beğenildi…

 Evet, birçok kez hem tek başıma hem de koleksiyon kulübüm ile müşterek sergilerde bu koleksiyonumu sergiledim. Köşe Bucak Dergisi’nde bana sayfalarınızı ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Yazı Ve Fotoğraf
Benian Çulhaoğlu