KUZEY AVRUPA’NIN EN BÜYÜK OYUNCAK MÜZESİ BERGRUMMET-TİDÖ OYUNCAKLAR VE ÇİZGİ ROMANLAR KOLEKSİYONUNU

2019 yılının haziran ayında İsveç-Norveç-Danimarka’yı kapsayan bir yolculuk yaptım. Stockholm de gezi duraklarımdan biriydi.

            Başkent ve aynı zamanda İsveç’in en büyük şehri olan Stockholm, yüzyıllardır ülkenin kültür-sanat, siyaset ve ticaret merkezi.

Gördüğüm en güzel şehirlerden biri. Malaren Gölü’nün kanalları, şehri adeta bir cennete dönüştürmüş. Rengârenk evleri, tarihi yapıları, doğal güzellikleriyle her daim turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor.

Gittiğim ülkelerde zamanım elverdiğince tarih ve sanat müzelerini gezmeye çalışırım. Vasa Müzesi, Ulusal Müze, Abba Müzesi, Modern Sanat Müzesi ziyaret noktalarımdan birkaçı.

Bunun yanı sıra oyuncak düşkünü ve koleksiyon yapan biri olarak oyuncak müzelerine de mutlaka zaman ayırırım. Stockholm’e gelmişken rehberde övgüyle bahsedilen oyuncak müzesini de görmeden gidemezdim.

           Bergrummet-Tidö Oyuncaklar ve Çizgi Romanlar Koleksiyonu bugüne kadar gördüklerim içinde en kapsamlısı ve ihtişamlısı. Haksız sayılmam çünkü burası Kuzey Avrupa’nın en büyük oyuncak ve çizgi roman müzesi.

Pek çok müzede vitrinde gördüklerinizle yetinmek zorunda kalırsınız. Burada durum biraz farklı: ışık, ses ve sahne tasarımcıları tüm hünerlerini konuşturmuşlar. İzlemekle kalmıyor adeta yaşıyorsunuz.

Bir mağaranın içine yerleştirilmiş müze, atmosferiyle de büyülüyor. Birbirine tünellerle bağlı, 2500 metrekareye yayılmış 40.000 nesnenin sergilendiği mekânda, çocuklar eğlence ve öğrencenin bir arada bulunduğu fantastik bir yolculuğa çıkarken, büyükanneler, büyükbabalar da çocukluklarındaki sevdikleri oyuncakları görmenin mutluluğunu yaşıyorlar. Ben de bu düşsel yolculuğa iştirak ediyorum.

Müzenin tarihine baktığımda hizmet verdiği yerler dikkatimi çekiyor. İlk önce tarihi bir kale, daha sonra da bir sığınak mekân tutulmuş.

Tidö- Oyuncaklar ve Çizgi Romanlar Koleksiyonu ilk olarak Carl-David Von Schinkel tarafından başlatılmış. Müzenin ilk kurulduğu yer: 1890’da babası Carl -David Von Schinkel tarafından satın alınan Tidö Kalesi. David Von Schinkel, yıllar içinde büyüyen koleksiyonunu insanlarla paylaşmak istemiş ve ilk müzeyi 1974 yılında bu kalede kurmuş. Açılışını İsveç Kralı yapmış.

Koleksiyonu babasından devralan ve aynı zamanda müzeyi yöneten 1971 doğumlu oğlu David Von Schinkel, 2017 yılında müzeyi şimdiki yeri olan Skeppsholmen’deki mağaraya taşımış.

Burası 1940’ların başında İsveç donanmasınca bir yeraltı sığınağı olarak kullanılıyormuş. Çok sayıda tünellerle birbirine bağlı olan mağara 1980’lere kadar donanma tarafından kullanılmaya devam etmiş. 2017 yılından itibaren de koleksiyonun yeni adresi olmuş.

İsveçce “kaya alanı” anlamına gelen Bergrummet, 15. yüzyıldan kalma bebekler, bebek evleri, teneke oyuncaklar, model arabalar, trenler, sallanan atlar gibi nesiller boyu süregelen pek çok oyuncağa ev sahipliği yapıyor.

Oyuncağın geçmişten günümüze gelişimini izlemekle kalmıyor ülkelerin oyuncak kültürü hakkında da bilgi sahibi oluyorsunuz.

 Bu müzenin bir diğer özelliği de sadece oyuncak değil çok farklı zamanlara ait çok sayıda çizgi romanı da görme fırsatı sunması. Çocukluğuma eşlik etmiş yakın dostlarımı görünce içimi büyük bir mutluluk kaplıyor. Bu arada tanımadığım pek çok karakter olduğunu fark ediyorum. Onlar da tıpkı diğerleri gibi süper kahramanlar.

Ziyaret süresince gördükleriniz hakkında bilgi almanız çok kolay. Farklı dillerde açıklamalarla desteklenmiş, üstelik bu dillerden biri de Türkçe.

Müze görevlileri son derece saygılı ve yardımsever. Sorduğunuz her şeye ellerinden geldiğince cevap vermeye çalışıyorlar.

Müzenin yeri oldukça merkezi ve turistik bir bölgede. Civarında Eski Eserler Müzesi, Modern Sanat Müzesi olmak üzere başka ziyaret noktalarının olması da bir başka ayrıcalık. Buraya gelenler gününü iyi planlarsa civardaki müzeleri de ziyaret edebilirler. 

Böylece bir gezinin daha sonuna geldim. Günümü bir masala dönüştürmem için bir bilet almam yetti. “Ne büyük bir iş yapmış Schinkel Ailesi,” diye düşündüm. Müzenin kafesinde oturup kahve içip elmalı turta yerken kolleksiyonerliğin bir çılgınlığa dönüşümüne tanık olmanın heyecanını yaşıyordum.

 

 

Yazı Ve Fotoğraf
Benian ÇULHAOĞLU