Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın İzinde; Tillo’da Bir Gün

Hak şerleri hayreyler,

Zannetme ki gayreyler,

Arif onu seyreyler;

Mevlâ görelim neyler

Neylerse güzel eyler...

 

Süryanice’de“yüksek ruhlar” demek olan Tillo, Arapça’da ise “yüksek yer” anlamına gelir.

Güzel bir Nisan günü Tillo’dayım. Botan çayının serinlettiği, fıstık ağaçları ve üzüm bağlarıyla çevrili bu sevimli beldenin benim gibi çok sayıda ziyaretçisi var. Yöreyi cazip hale getiren iki önemli unsur var. Biri Erzurumlu İbrahim Hakkı, diğeri de hala aktif olan klasik medreselerin varlığı.

Bilinen tarihi M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzanan Siirt, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının kesiştikleri alanda kurulmuş. Bu yüzden kuzeyde ve güneyde ortaya çıkan uygarlıklar, yörenin kültürel gelişmesinde etkili olmuşsa da, bölgenin dağlık oluşu, ulaşım imkanlarının sınırlılığı bu etkiyi azaltmış. Günümüzdeki yapı Türk-İslam kültürünün etkisiyle biçimlenmiş durumda.

Siirt ilinin en güzel ve manevi açıdan en önemli ilçelerinden biri olan Tillo’nun, (sonraki adıyla Aydınlar) tarihi çok eskilere dayanıyor. Hıristiyanlık ve daha sonra da İslamiyet döneminde bir kültür merkezi özelliği taşıyan Tillo’da M.Ö. 2000 yılı başlarından itibaren Samiler, Babil ve Asurlar bölge üzerindeki hakimiyetini sürdürmüşler.

İslam’ın ilk dönemlerinde Araplar Güneydoğu Anadolu Bölgesini ele geçirmiş bunun sonucunda da Arap-İslam uygarlığı yayılmaya başlamış. IX. yüzyıldan sonra Hanbeli ve Maliki mezhepleri aracılığıyla Sünnilik, daha sonra Mervanoğulları döneminde Şâfilik, Türklerle Hanefîlik yayılmış, öbür mezhepler giderek ortadan kalkmış. Yörede Arap-İslam kültürünün etkisinin Türk-İslam döneminde de sürdüğü anlaşılıyor.

Tarihi araştırmaların yeterince yapılmamış olması nedeniyle, bu yörede hüküm süren Samiler, Babiller, Asurlar, Urartular, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlıların bıraktıkları eserler hakkında yeterli bir bilgi yok. Günümüze gelmiş olan tarihi eserler Osmanlı'nın son dönemi ve Selçuklu izlerini taşıyor. TilloCumhuriyet döneminde bucak iken 1990 yılında ilçe olmuş.

Tillo tarihi seyri içinde özellikle Osmanlı döneminde önemli kültür ve eğitim merkezi olma vasfını korumuş. Medreselerinde dini ilimIer, döneminin ilerisinde bir seviyede verilen fen ilimIeri (Astromoni, Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Tıp) ile beraber tedris edilmiş günümüz bilim adamlarını ve görenleri hayrette bırakacak nitelikte bir ilim merkezi olmuş.İsmail Fakirullah, İbrahim Mücahid, Hamza el-Kebir, Sultan Memduh ve Erzurumlu İbrahim Hakkı Tillo’da yetişmiş âlimler arasında.

Erzurum’dan gelip Tillo’da ikamet eden, o tarihlerde Ay ile Dünya arasındaki mesafeyi 43.198 fersah olarak hesaplayan, “Mevla görelim neyler, Neylerse güzel eyler” sözünün sahibi, mütefekkir ve mutasavvıf vasıflarıyla tarihe geçen Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın hayat hikayesi kısaca şöyle:

18 Mayıs 1703 yılında Erzurum’a bağlı Hasankale’de dünyaya gelmiş. Küçük yaşlarda annesini ve daha sonra babasını yitiren İbrahim Hakkı, bir süre amcasının yanında kalmış, bu süre içinde eğitimine devam etmiş. 1747 tarihinde İstanbul’a gelerek Sultan I. Mahmut ile görüşmüş. Yeniden Erzurum’a dönen İbrahim Hakkı, sürekli olarak dinî ve bilimsel konularla ilgilenmiş ve 1780 yılında rahatsızlanarak aynı yılın 22 Haziran günü vefat etmiş.

İbrahim Hakkı büyük eseri Marifetname’nin yanı sıra, hocası İsmail Fakirullah’ın aziz hatırasına ithafen 18. yüzyılda Tillo’da kurduğu ışık düzeneği ile tanınır. Bu düzenek sayesinde her yıl 21 Mart ve 23 Eylül ekinoks tarihlerinde doğan güneşin ilk ışıkları önce İsmail Fakirullah’ın sandukasını aydınlatır.

İbrahim Hakkı Hazretleri'nin hocası için yaptırdığı ve kendisinin de içinde hocasının ayakucuna defnedilmeyi vasiyet ettiği astronomi ve mimari bilim harikası türbenin yanı sıra 8 köşeli ve 10 m yüksekliğinde bir kule yapar. Bu türbenin tam doğusuna, gördüğümüz duvarı harçsız taşlarla inşa eder. Gece ve gündüzün eşit olduğu ve yeni yılın başlangıcı olan 21 Mart’ta güneş bu duvarın ardından doğmaktadır. Tepeden ve duvardan dolayı bütün Tillo gölgede kalırken, duvardaki açıklıktan giren güneş ışığı, türbenin kulesine, oradan da kırılarak türbenin penceresinden içeri girer ve hocası İsmail Fakirullah Hz.’nin başucunu bir kaç saniye aydınlatır.  Bununla ilgili olarak İbrahim Hakkı Hz.: “Yeni yılda doğan güneş ilk olarak hocamın baş ucunu aydınlatmazsa, ben o güneşi istemem” diyerek hocasına olan saygısını göstermek ister.  Bu sistem türbenin restorasyonunda bozulmuş yerli ve yabancı birçok bilim adamının uğraşmasına rağmen malesef düzeltilememiş durumda.

Manzum ve düz yazı toplam on beş eseri olan Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın en önemli eserleri Divan ve Marifetname. O, astronomi, fizik, psikoloji, sosyoloji, ve din ile ilgili pek çok çalışmalar yapmış. Tasavvufî konularla birlikte, fen bilimleri hakkında da geniş bilgileri kapsayan Marifetname adlı eseri, ansiklopedik bir özellik taşıyor. 1757’de tamamlanan Marifetname, yalın ve halkın anlayabileceği bir dilde yazılmış.

Tillo’da yıllardan beri süregelen ve halen devam etmekte olan gelenekler var. Bunlardan biri de Şeyhlerin ikamet ettikleri evlerin etrafında cami, medrese, aşhane vb. gibibinaların bulunması. Tekke herkese açık. Belli günlerde hemen bitişiğindeki mutfakta yemek yapılıyor. Bu gün bu gelenek halen devam etmektedir.

 

Yazı Ve Fotoğraf
Muammer Ulutürk