EFSANELERİN EV SAHİBİ BİN PINARLI İDA KAZDAĞLARI VE SARIKIZ EFSANESİ

Bu dağın hikayesi Homeros-İlyada destanı ile başlar. (Eski yunan dilinde söylenen veya duyulan söz anlamında kullanılan Mitos sözcüğü,Masal, Efsane, Öykü anlamını taşır…..)

Truva kralı Triamus’un dünyaya gelen oğlu, rüya tabirinde kahinlere göre felaket getireceği açıklanınca, karısı Hekabe, Paris adını verdiği oğlunu öldürmelerine izin vermeyerek İda dağı doruklarına bıraktırır. Bir ayı tarafından emzirilip, sonraki yıllarda çoban tarafından büyütülmüş gerçek prenstir.

Zeus haşarı kızı Afrodit’e ders vermesi için Afrodit’in Anchises’e aşık olmasını sağlamıştır.Zeus Afrodit’in kalbine bol su kaynakları olan Bin Pınarlı İda dağı’nın sarp tepelerinde ve Truva’da yaşayan kral Anchises’e karşı heyecan ve arzu aşılamıştır.(12 ay suları tükenmeyen ,Tanrıların tek dağı)

Afrodit yıldırım aşkına tutulmuş, en güzel giysilerini giyerek Kıbrıs adasını terk ederek , kendisini ölümlü bir kız olarak tanıtıp, Anchis ile bir aşk gecesi yaşar, uykuda eşinin gafletinden yararlanıp tekrar ölümsüz tanrıca konumuna dönüşmüştür.

Anchises uyandığında dehşete düşer bir tanrıca ile ilişkiye girip yasak yaşamıştır. Afrodit teselli eder,her şeyin çok iyi olacağını ve Aeneas adında bir oğul dünyaya getireceğinin müjdesini verir.

Dünyanın ilk düğünü  Zeus tanrısının izniyle Deniz Perisi Thetis ile ölümlü insanoğlu Pelaus’un düğününe tüm tanrılar davetli fakat nifak tanrıçası Eris çağrılmamıştır .

Şölenin en coşkulu anında Eris’in elindeki  “En güzele” Altın elma Zeus tanrısının önüne atılarak, Zeus karısı Hera’yı , kızı Athena’yı ve Aphrodit’i kızdırmamak için güç durumda kalması beklenirken,Tanrıların postacısı Hermes.görevli olarak 3 tanrıçayı zirveye çıkartarak (1774 m)hakem olarak Paris’i görevlendirir.

Dünyanın ilk rüşvet olayı başlar, Tanrıca Hera, Paris’e elmayı kendisine verilmesi karşılığında Paris’e Asya Krallığı ve en güçlü komutan olma vaadi…,Savaş tanrısı Athena sonsuz barış , akıl ve başarı ile ölümsüzlük vaat ederken, güzellik tanrıçası Afrodit ise, Spartalı Helen ölümlülerden dünyanın en güzel kadını olduğunu ve kendisiyle eş değer bir güzel oluşunu bu nedenle onun aşkını ve kendisine eş olarak vaat eder.

Nihayet son kararda Aşk kazanır ve Altın elma Afrodit’in Olur. Barışan tanrılar düğün sonucu Olympos’a çıkarlar…

10 YIL SÜREN TRUVA  ŞAVAŞI HİLE İLE SONUÇLANINCA İKİNCİ BİR TRUVA KENTİ ROMA KURULUR

Güzel helen, Sparta şehrinin Mykenai Kral Agemonnon’un kardeşi Menelaos ile evliydi.Paris de çok yakışıklıydı, Helen ile karşılaştığı an Eros görevini yapmış  ve aşk alevi başlamıştır,

Helen aşık olduğu Paris’e kimsiniz diye sorunca “Ey güzel kraliçe, benim vatanım Truva Apollon ( Güneş tanrısı ) Poseidon (deniz tanrısı) tarafından inşa edilmiş yüksek duvarlarını hiçbir kuvvet aşamaz, şehrin kralı babam Triamos’tur. Üç tanrıçanın güzellik yarışmasında seni bana eş olarak vaat ettiler. Denizleri aşarak seni almaya geldim” cevabını verir

Böylelikle Paris Helena’yı kaçırır ve Truvaya yerleşirler. Misafir olarak gittiği kentten Paris’in bu ihaneti bütün yunan halkını kızdırır ve bütün krallıklar bütünleşerek, 10 yıl sürecek Truva savaşını başlatırlar ve finalde Yalan ve sahip olanların dünyaya hükmedeceği Bir tahta at öyküsüyle. Truvayı ele geçirirler. (Truva filmini izlemeyen bence kalmamıştır. Filimdeki tahta at Çanakkale iskelesinde sergilenirken, Truva kentinde daha büyük başka bir tahta at mevcuttur.)

Troy kenti düştükten sonra Kral oğlu Aeneas babasını sırtına alarak, oğlu ve liderliğinde kaçan gurup ile İda-Antandros kentini kurar.(Edremit körfezi-Altınoluk) Gemi yapımcılığı ile zengin bir yaşam devam ederken Zeus tanrısının ikinci bir Truva kenti kurma görevi vermesiyle, Kazdağı köknarından gemiler yaparak Trakya’ya,sonra Kartaca  kraliçesi Dido ile evlenecekken yeniden yollara düşer İtalya Kastro ve Livinya kentine yerleşir.Yıllar sonra  torunları taht kavgasıyla ormana atılıp,  kurdun emzirdiği Romulus kardeşler büyüyüp geriye döndüklerinde bu topraklara Roma adını verirler.

Bu nedenle yıllar sonra Büyük İskender yıllar sonra Ata toprakları olarak Çanakkale-Truva kentine gelir. Kazdağını aşarak  Biga-Ğrakinos şavaşında  Akaları yenerek Anadolu savaşlarında,da galip gelerek Hindistan’a kadar fetih yaparak Roma topraklarını genişletir fakat genç yaşta zehirlenerek yaşamı son bulur….(Romalı şair Virgülus bu konuları destan olarak çok geniş anlatmıştır.)

YAZIN IRMAK VE GÖLETLERDE SUYA GİRME – SERİNLEME YARIŞI

Irmak tanrısı Skamandros (Kara Menderes) Yurd sever özelliğinden dolayı, Akaların Truva’yı elde etmelerine çok kızar ve sık sık karargâhlarını basarak zarar verir. Troia bakireleri düğünden önce Skamandros çayına gelip yıkanırken,Kızlığım senin olsun diye bağırırlarmış,,Bu çayda yıkananların tenleri ve saçları parlak olurmuş.Güzellik yarışmasından önce 3 tanrıca bu sularda yıkanmıştır. Şu anda yerleşmiş halk koyun ve keçilerini bu sularda kesinlikle yıkayarak yün ve kıllarda parlaklık elde ederler, bu sular 12 ay devamlı akmaya devam etmektedir ve gerçekten çok soğuk ama lezzetlidir.

ROMAN VE ŞİİRLERDE KAZDAĞI

Cumhuriyet yazarı-Şair Sabahattin Ali, bu bölgede yaşamış, benim meskenim dağlardır. Dağlar derken ve Hülya Avşar’ın romandan çevirdiği Emine-Hasan aşkı ile Mustafa Seyit Sütüven’in Edremit, Zeytinli bölgesinde ki Sütüven dere ve 17 metre yükseklikten Bir kayadan duman duman akan mavi su şelale şiiri belleklerden silinmeyecektir ve gezerken çok farklı duygular yaratmaktadır…(Maden arama ruhsatları bölgemizin korkulu rüyasıdır. Sarı altın Zeytinyağı geçici madenlerden daha kıymetlidir. Kısacası mitoloji öyküleriyle Toprağın üstü daha değerli bir örnek bölgedir.)

BİN PINARLI İDA GÜNÜMÜZDE KAZDAĞLARI OLARAK ANILIYOR

Gelelim İstanbul’un Fethinde, 21 yaşındaki 2. Mehmet’in parlak zekâsı, Fatih Sultanın Mehmet bu bölgeyi tercihi, var olan Yörük halkı ile Adana Toroslardan getirdiği Tahtacı Türkmenler ile Kazdağı Köknarı ağaçlardan gemiler yaparak karadan yürütme başarısı, 560 kğ mermi atan topların döküm bölgesi, 250 bin askerle Bizans Roma imparatorluğu mağlup edilip fetih ile bitince, Türkmenlere bu bölgede yerleşim izni verilmiş ve o tarihlerde Bursa’ya bağlı olduğu için Çadır yırtan paşa diye anılan Bursa Valisi Ahmet Vefik Paşa yerleşik düzene geçmeleri şartıyla Türkmen’lere Kazdağlarından toprak verip tapu dağıtmıştır.(Dağda 12 Türkmen köyü vardır. Türkiye Türkmenleri arasında Dede, Ocak. Pir farkı vardır fakat Sarıkız hepsinin ortak kutsallığı olarak milli parkta törenleri eşittir.)

Kadın eren Sarıkız efsanesiyle Bin Pınarlı İda. Kazdağları ismi ile anılmaya başlamıştır.(Kaz ayağı göklerde en yükseğe uçan Kuş ve Gök tanrının simgesi olarak kullanılmaktadır. Orta asyadan gelen ritüellerimizim devamı olarak her sene Ağustos ayının Üçüncü haftası törenler yapılmaktadır.)Bu arada 7 Mayıs Mezarlık ziyaretleri ve Rüya üzerine gerçekleşen Sarıkız Barış yorganı bu bölğe için çok özeldir.)

Çanakkale geçilmez destanını yazdıran 260 okkalık mermiyi 3 kez kaldıran. Havranlı Seyit Onbaşı yaşam bölgesi anıt mezarı bu ziyaret günlerinin vazgeçilmez önemli bir anısıdır.

KAZDAĞLARI MİLLİPARK NİÇİN ÇOK FARKLIDIR

Bin Pınarlı ida( Kazdağları)Balıkesir-Havran dan başlayıp Çanakkale,de sonuçlanır.En yüksek tepesi Karataş 1774 metre olarak( Zeus,un Truva savaşını izlediği bölge Pegasus kanatlı atın yaşam alanı, aile fertleri olunca Lapseki yerleşim bölgesi) şu an askeri bir Radar ile yol güvenliği olan Milli parkımız Doğu,batı.Kuzey,Güney bitki çeşitlerinin tümüne sahip ve Dünyanın en önemli Oksijen cennetidir. Dağ, deniz, kaplıca turizmi üçgeni başka hiçbir yerde yoktur ve çok lezzetli zeytin bölgesidir.

1993 yılında 21.450 hektar alan koruma altına alınmış ve Türkiye’nin tek özel Milli parkı olmuştur. Jeolojik yapısı, iklim çeşitliliği, Orman kuşağı ile zengin bir floraya sahiptir. Önemli Bitki Alanı (ÖBA) Olarak belgelenmiştir.( Ağaçları tanrıların kimliklerine göre incelersek,ATENA-Zeytin Ağacı, ZEUS-Meşe ağacı, POSEİDON-Diş budak,  HERA-Söğüt,Elma, Armut ağacı, APOLLO-Defne,Palmiye,Demirhindi ağacı, DİONYSOS-İncir, Çam,Asma , PERSEPHONE-Söğüt, Kavak ağacı,,,..) Bölgede 800 bitki çeşidi var fakat dünyada bir tek milli park sınırları içerisinde 31 adet bitki türü vardır ve Bio çeşitlilik kaçakçılık konusunda çok dikkat edilmekte, Alandan hiçbir bitki (Üniversite çalışmaları hariç)koparılmamakta, Yasa dışı avlanma ile veya çobanların zehirleme metodu ile bazı hayvan türlerinden Çakal, kurt, tavşan azalmış olmakla beraber, Boz ayı, Karaca, Domuz türlerinde büyük artış vardır.

Ziyaretler kesinlikle alan kılavuzlar eşliğinde gerçekleşmeli (Ateş yakmak, hayvan otlatmak, çiçek koparmak, yüksek ses, araç müzikleri, hayvan avlamak, gece ışıklandırmaları kesinlikle yasaktır.Doğa ve yaşayan hayvanların saat 17 den sonra kendilerini yenileyebilmeleri ve strese girmemeleri, göç yolculukları için çok önemlidir. Kuş, balık, kelebek çeşitleri, gölet ve nehirleriyle zengin bölgemiz-365 gün ziyaret edilebilinir. Özel araçlarınızla zirveye kadar yol devamlı askeri bakım altındadır.)

SARIKIZ BABASIYLA VEDALAŞIP GÖGE YÜKSELİRKEN SİS ÇÖKER

Sarıkız ,Cılbak baba isimli, dini özellikleri olan bir çoban kızıdır. Çanakkale-Ayvacık ilçesinde yaşarken anne vefat eder ve baba Balıkesir-Güre-Kavurmacılar köyüne göç ederek yaşamlarına devam eder.

Yıllar sonra baba hac yolculuğuna çıkmak için kızını köyün ihtiyar heyetine teslim eder ve kız baba çobanlık görevine devam eder.

Köyün en güzel alımlı kızı olunca, delikanlılar evlilik vadi ile özel ilgi yarışına girerler, fakat sarıkız hiç birine özel ilgi ve cevap vermez. Sabah erken çıkıp, gece geç köye dönmektedir.

Bu ilgisizlik gençlerde gurur meselesi olur, Ormanda sürüsü ile vakit geçiren sarıkız’a namus konusunda dedikodu çıkarırlar ve töre kanunlarına göre katli vacip bir durum hasıl olur.

Baba hactan dönünce kimse yüzüne bakmaz, kutlama törenleri yapılmaz. İhtiyar heyeti bu görevi yapmasını veya gençlerin taşlayarak köyün lanetini kaldırmaları için karar vermesini isterler.

Baba kızını ve yanına 3 kaz alarak köyü terk ederken, gençler yumurta yağmuruna tutarlar, hakaretlere dayanamayan sarıkız beddua ederek, köyün kızlarının dul kalmasını, huzur bulmamalarını diler.

Zirveye çıkınca baba kızdan ateş yakmak için odun ister. Bu arada üçüncü kazı keserek kızının bıraktığı giysisine bulaştırarak acele köye döner. Bu dağdaki kızının yaşamını Allah’a havale eder.

Bir yıl içerisinde yüzlerce kaz çoğalarak, yakın köylere yiyecek için saldırır, yolunu kaybedenlere. çaresizlere bir sarıkızın yardımlaşması dilden dile dolaşır,

Baba kızının hasreti ve anlatanlara dayanamayarak son görüştüğü bölge kartal çimenine çıkınca, yüzlerece kaz arasında kızını görür. Sohbetle yürüyerek denizi gören bir tepeye gelirler.(Sarıkız törenlerinde kutsal tepe 1726 m.)Baba namaz kılmak için kızından su ister, testi ile denizden alınan su tuzludur ve baba bu hareketleri görmemiştir, kızından ikinci istek olarak tatlı su ister ve sarıkız pınarından alınan su için hareketleri izleyen baba kızının ermiş olduğunu anlar ve köy halkı ile yaptıkları hatanın utancıyla kızından af dilerken kızı” Benim ermiş olduğumu söylemeyecektin babacığım, bu dünyadaki görevim sona erdi” diyerek göğe yükselirken baba çıldırmış bir vaziyette karşı tepeye koşarken etrafı sis ve siyah bulutlar kaplar.

Babanın son sözleri “Dağ, dağ üstünde ot bitmesin, başından duman eksik olmasın. Suların serin olsun içerken doyum olmasın” diyerek vefat eder. Ertesi günü köy halkı bunları önce görürler, sonra toprağa vermek isterlerken iki insanın ermiş olduklarını anlarlar ve utanç ile her iki tepeye varlıkları olmadan bölge taşlarıyla anıt mezar hazırlarlar.

Türkmenler kartal çimeninde, Yörükler  yokluca ovasında 7 gece çadır kurarak,Ağustos’un üçüncü haftası Kurban keserek Ritüellerini gerçekleştirirler.

 

 

 

 

 

Yazı Ve Fotoğraf
Haşmet DEMİRBİL