CENNETTEN GELEN SES

Kimileri ona “Cennetten gelen ses” dedi. Kimileri ise “Sesin uygarlığı” ... Nusret Fatih Ali Han; İslam’ın sufi gelenekleri ile bağlantılı Kavvali müzik formunu dünya ile bütünleştirebilmiş en büyük Kavvali sanatçısıdır. Aramızdan ayrılışının 29. seneyi devriyesinde onu tanımak ve yâd etmek ister misiniz?

Kavvali Pakistan’da icra edilen mistik bir müzik türü. Kavvali de hem söz hem de müzik ayrı ayrı önem taşır. Sözlerden birkaç kelime, zikirde olduğu gibi sürekli tekrarlanır. Bu dinleyiciyi tasavvuftaki ‘Hal’ ve ‘Trans’a sokmak içindir. Böylece dinleyicinin mana âlemine derin bir yolculuk yapması sağlanır. Kavvalideki amaç ile Mevlevilerin marifete ulaşma amaçlı sema ayini yapması paralellik gösterir. İkisinde de amaç içsel yolculuktur ve yaratıcıya olan aşkın daha yoğun hissedilebilmesidir. Kavvali her ne kadar Pakistan’ın etnik müziği olsa da içerik bakımından dünyada tasavvuf ehli sufilerin müziği olarak tanınmıştır. Sufizm hakikatin mistik yollarla kavranabileceğini kabul eder. Zira hakikat yalın ve somut değildir. Hakikate ulaşabilmek için farklı bir bilinç atmosferine girmek gerekir ki bunu sağlayan temel araçlardan biri de müziktir. Ayrıca kavvali müziğinin icrası, ağırlıklı olarak doğaçlamaya dayanır. Dinleyicinin trans durumuna bağlı olarak doğaçlama yapılır. Kavvali müziğinin asıl amacı ibadettir ve üç temel özelliği vardır; Nat-ı Şerif, Hamd ve evliya menkıbeleri. Nusret Fatih bir röportajında “Allah için ilahi söylerken kendimi onunla bütünleşmiş hissediyorum ve onun evi Kâbe önümde uzanıyor. Peygamberimiz (SAV) için söylerken sanki Medine’de onun kabri başındaymış gibi olurum.” der.

Nusret Fatih Ali Han müziğe babası F. Ali Han’ın 1964 yılında ölümünden on gün sonra gördüğü bir rüya sonrasında başlar. Babası rüyasında Nusret’ten şarkı söylemesini ister. Nusret “yapamam” deyince babası “bir dene” der ve Nusret’in boğazına dokunur. Nusret Fatih “sonra babamın cenazesinde Kur’an okuduğumu gördüm. Herkes yan yana oturmuş beni dinliyordu.” Nusret Fatih Ali Han, babasının ölümünden bir yıl sonra amcası Ü. Mübarek Han’ın grubuna katılır. 1971 yılında amcasının ölümünden sonra kendi grubunu kurar ve kavvaliyi günün koşullarına uydurarak kendi stilini oluşturur. Oluşturduğu stil ve sesi ile dünyanın önde gelen müzik adamlarını da etkiler ve peşinden sürükler. Müzik direktörlüğünü Peter Gabriel ve Michael Barok’un yaptığı albümlerle kavvali, Pakistanlıların dinlediği sufilerin müziği olmaktan çıkar, geniş kitlelerin dinlediği bir müzik türü haline gelir. Hatta öyle ki Avrupa diskolarında Tarikan üstatlarına söylenen methiye niteliğindeki Massive Attack “Mustt mustt” parçasının remixi yankılanır. Jan Gadbarek’in saksafon solosunu; Nusret’ın saksafonu aratmayan sesiyle “Allah Muhammed Ali” nidaları ile böler. Ömrünün son yılları turnelerde geçmiştir. Nusret Fatih Ali Han, şarkılarını Urduca, Arapça, Farsça ve Pencap dillerinde söyledi ama onu tüm dünya dinledi. Yüzün üzerinde albüm yaptı. Rockçılar, popçular, operacılar, cazcılar hep peşinde oldu. Parçalarının kimi blues tarzında kimi caz tarzında çıktı karşımıza. Olıver Stone ‘Katil Doğanlar’ filminde onun sesinin etkileyiciliğinden faydalandı. Onlarca filmde onun sesini, müziğini bilerek ya da bilmeyerek dinledik. Dünyanın önde gelen birçok müzik adamıyla çalıştı. Bazıları Peter Gabriel, Jan Gadbarek, Shankar, Yossu Ndour, Micheil Barok vs…. Nusret Fatih Ali Han’ın albümlerinden başyapıt sayılabileceklerden bazıları; Mevlâna Celalettin Rumi’nin tasavvuf ve şiirlerinden kurgulanan Vision II Spirit Of Rumi, The Last Prophet, Devotional Songs, Star Rise, Shahan Shah, Must Must, Sahbaaz. Nusret’in sesinde eşine zor rastlanabilen derinlik ve ruh hali vardır.

1996 yılında İstanbul Mistik Müzik Festivali’ne katılmasından 1 yıl sonra 16 Ağustos 1997’de sustuğunda 49 yaşındaydı. 13 Ekim 1948’de Pakistan’ın Faisalabat şehrinde başlayan hayatı 16 Ağustos 1997 yılında kalp krizi sonucu Londra’ da durmuş ve 49 yaşında vakitsizce aramızdan ayrılmıştır. Nusret Fatih Ali Han sesin ulaşabileceği son noktaydı.

 NUSRAT FATİH ALİ HAN İLE YAPILAN RÖPÖRTAJDAN BİR BÖLÜM

Soru: Parçalarınız arasında gözdeniz hangisi? Cevap: Allahooo...Allahooo çünkü o şarkı Allah’a bir övgü...

Soru: Mast Qalander ne demek? Ali Ali diye seslendiğiniz kim? Cevap: Mast Qaulander insanın kendini kaybettiği yüksek bir ruh hali. Ali ise Hz. Muhammed’in (SAV) damadı ilk halife Ali’dir. (R.A.)

Soru: Sizin müziğiniz batı dünyasını epeyce heyecanlandırdı. Söyleyişinizdeki tutkunun sırrı nedir? Cevap: Tasavvuf ve İslam şarkılarımın hem kaynağı hem de yöneldikleri nokta. Allah aşkı ve onun peygamberi olan Hz. Muhammed’e olan methiyeler şarkılarımda dışa vurduğum tutkum... 

Yazı ve Fotoğraf
Ali Sami PALAZ