
Trabzon’un tarihi ve coğrafi
güzelliklere sahip cennet köşelerinden birisi de şehrin yaklaşık
Meşhur sürmene pidesinin
ağzınızdaki lezzetinin rehaveti içerisinde etrafınızda sıkça konuşulan
sözcükler arasında duyduğunuz “bıçak” sözüyle irkilir gibi olursunuz. Korkmanız
için hiçbir neden yoktur. Zira Sürmene dünyaca meşhur sürmene bıçaklarıyla
ünlüdür. Sürmene bıçağı eskilerde kavga ve horonda kullanılan, boynuzdan
yapılan sapı
İnsanoğlunun
günlük yaşamında bu denli öneme sahip olan “bıçak“, “Divan-ı Lügat-it Türk” ve “Kutadgu Bilig”
gibi temel yapıtlarımızda “biçek” şeklinde
görülmektedir. Daha sonra Selçuklu hükümdarı I. Alaeddin Keykubat zamanında
(1220-1237) şehirlerin güvenliğini sağlamakla görevli olan Ahi’lerin bellerinde
bıçak taşıdıklarını görürüz. Hatta söz konusu bu dönemde Konya, Sivas, Erzurum,
Kayseri, gibi merkezlerde bıçakçılık sanatının bir hayli ileri düzeyde olduğu
bilinir.
Kesin tarihi bilinmemekle beraber Sürmene'de bıçak
yapımının 18. yüzyılın sonuna doğru geliştiği ve bütün bölgede adını duyurduğu
ifade edilmektedir. Zira söz konusu dönemlerde Sürmene ve Trabzon’da erkekler
bellerinde, silahlık içerisinde çifte bıçak, kama, karakulak (saldırma) taşırlardı.
20. yüzyılın başlarında Sürmene'de merkeze bağlı Gölonsa (Soğuksu) mahallesinde demircilik yerel
ustaların maharetli ellerinde ciddi anlamda ekonomik getirisi olan bir sanat
dalına dönüştürülmüş, bıçak işiyle meşgul olan ilkel atölye imalathaneleri
yapılmıştır. 1950’li yıllarda Sürmene’de bıçak yapılan ev sayısı 200 dolayında
idi. 1933 ve 1953 yıllarında çıkarılan kanunlarla yasaklanmış olsa da Sürmene
bıçaklarının şöhretinin günden güne yayılmasını önleyememiştir. Hatta Sürmeneli
meşhur bıçak ustalarından Süleyman Demir’in yapmış olduğu bir bıçak Atatürk
tarafından büyük bir beğeni görmüştür. Her şeye ve tüm zorluklara rağmen illegal
şekilde de olsa Sürmene’de bıçak yapımına devam edilmiştir.
Sürmene’de el bıçağı, ahşap saplı çelik bıçak, sebze
bıçağı, yeşil meyve bıçağı, ahşap bıçak, ahşap çelik bıçak, çakı, kasap bıçağı,
bağ çakısı, işlemeli sarı
Sürmene bıçağı, el bıçağı, sürmene gaması gibi değişik bıçaklar
üretilmekle beraber bunların en önde gelen ve en meşhur olanı Meşhur “Sürmene
Oluklu Gama”sıdır. Bunun en önemli özelliği ise düşmana saplandığına dışarı kan
fışkırtmaması, saplandığı canlıyı iç kanamadan öldürmesidir. Sürmene bıçağının
kılıfının dışı buzağı derisinden, içindeki hazne ise kızılağaç odunundan
yapılır.
Sürmene
çakısı ise bu türün bir başka değerli ürünüdür. Metalik Sürmene çakısı ve geyik boynuzu
Sürmene çakısı oldukça dikkat çekerler. Söz konusu çakılar çok zor,
günde ancak 2-3 adet üretilebilmesi nedeniyle nadide ürünlerdir. Ve oldukça
pahalı bir değere satılmaktadırlar. Son
zamanlar Çinliler tarafından üretilen sahtelerine dikkat etmek gerekir. Bunun
en belirgin yolu çakı üzerine yazılan Sürmene yazısının alt kısımlarının ağız
tarafına yönelik olmasıdır. Ancak bu da
taklit edilince artık TSE damgalı olanların dışındaki bıçaklarda aldanma riski
fazladır. Ya da bildik birisiyle bıçak satın almalısınız.
Ata yadigarı bir meslek olarak kuşaktan kuşağa bıçakçılığın bir miras olarak aktarılmasında
İsmail Karali, Hacı Karali, Temel Karali,
M. Ali Karali, Necati Karali, Mahmut ve Yusuf İspiroğlu, Bıçakçı Hafız, Seyyidoğlu Mustafa, İbrahim Sönmez,
A. Ali Uzun, Hacı Turan, Süleyman Usta, Paşa Akçay, Hasan Sönmez, Süleyman
Demir, Hasan Temelli, Süleyman Rıza, Fevzi ve Remzi Sönmez kardeşler, Mustafa
Körali gibi ustaların emeği büyüktür.
Bölgede
iki bıçak fabrikasının yanı sıra yörede amatörce çalışan ilkel tarz bıçak
atölyelerinin de bıçak üretimine ciddi anlamda katkı sağladıkları görülmekte,
sadece Gölonsa (Soğuksu) mahallesinde
otuzun üzerinde bu tür atölye bulunmaktadır. Daha tercih edileni el yapımı,
usta işi bıçaklardır.
Sürmene bıçaklarının üretiminde
saf çelik kullanıldığından hatırı sayılı belli bir ağırlıkları vardır. Bu
nedenle kullanımda dikkat edilmemesi durumunda ciddi yaralanmalara neden
olabilir. Bıçakların özelliklerini kaybetmemeleri için ise bilenmesinden yıkanmasına
kadar belli hususlara dikkat edilir ki, bunların başında bıçakların sert
cisimlere vurulmaması, bilenirken bileğ taşlarında bilenmesi, plastik saplı bıçakların yüksek sıcaklık altında yıkanmaması gerekir.
Sürmene’den ayrılmadan bir hatıra
bıçak almayı düşündüğünüzde en az elli lira olmak üzere, 250 hatta 300 liralık
hatırı sayılır bir parayı gözden çıkarmalısınız. Çünkü el yapımı iyi bir bıçak
ya da çakının üretimi için 13 saatlik bir emek gerekiyor. Alınan bıçakların
gerçekten çok daha fazla bir para edebileceğini sonradan anlarsınız. Hatta bir
dostunuza böyle bir bıçağa sahip olduğunuzu gururla söyler, bıçağınızı
gösterirsiniz. Böylece dillere destan Sürmene bıçaklarıyla sizler de asırlık
bir zevki gelecek kuşaklara taşıyan bir misyona sahip olmanın haklı gururunu
yaşarsınız.
Sürmene’nin büyüleyici doğa
güzelliklerinden ayrılmanın hüznü bıçağının öyküsüyle kalplerinize çöreklenir.
Bir daha ki sefere bu bıçaklardan birine sahip olmaya söz verirsiniz. Belki de
Sürmene’ye yolu düşen bir yakınınız ya da dostunuza bir “Sürmene bıçağı”
siparişi verirsiniz. Zira tüm dünyanın ilgisini çeken böylesi bir bıçağa sahip
olan bir başkası neden siz olmayasınız?
Yazı Ve Fotoğraf
Dr. Enver UZUN