Balkan Cinnetinden Balkan Cennetine! SIRBİSTAN

Bir dönem Balkanların en sorunlu ülkesi olan Sırbistan, son yıllarda yaptığı çalışmalarla bozulan imajını düzeltiyor. 500 yıl Osmanlı idaresi altında kalan Sırbistan’da Türk kültürüne ait izleri hayatın her alanında görmek mümkün…

 

Bosna ve Kosova’da yaşanan savaşlar, katliamlar yüzünden tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kötü bir imaja sahip olan Sırbistan, Miloseviç Dönemi’nde yaşananlar ile yüzleşiyor. Sırbistan halkı ise ülke imajını yerle bir eden Ratko Mladiç, Radovan Karaçiç, Arkan, Gorad Hadziç gibi isimlerle artık anılmak istemiyor. Sırbistan, bu kötü imajını düzeltmek için müthiş bir çaba sarf etmekte. Türkiye ile tarihsel bağları bulunan Sırbistan, 500 sene Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. Bu sebeple Sırbistan'ın her şehrinde ve köşesinde Osmanlı'ya ait izleri bulmak mümkündür. Özellikle Sırp dilindeki 7 bin Türkçe kelimenin varlığı ve Türkçe yemek isimleri Sırbistan’daki Türk izlerinin en somut delili. Sırbistan ziyaretimde, başkent Belgrad, Vojvodina Bölgesi’nin başkenti Novi Sad, Kragujevac ve Pozeravac şehirlerini gezdim.

 

İsmini elektriğin mucidi Sırp asıllı Nikola Tesla’dan alan havalimanına indiğimde pasaport kontrolünde polislerin nasıl davranacağı konusunda çekincelerim vardı. Ne de olsa aklımızda ‘Katil Sırplar’, ‘Balkan Kasapları’, ‘Bosna Kasapları’ gibi ifadeler kalmıştı. Sandığımın aksine Sırp polisi gayet kibar ve güler yüzlüydü. Sırp polisinin ‘dobro doşli’ (hoş geldiniz) sözü ön yargılarımın kırılmasını kısmen sağladı. Havalimanından kalkan otobüslerle Belgrad’ın merkezine gelince tren garı civarında bulunan pekarada (Balkan usulü fırın) kahvaltı yaptıktan sonra şehir merkezine doğru yöneldik.

 

Belgrad’da Bir Osmanlı Paşası

 

Artık Belgrad’ı keşfetme zamanı gelmişti. İlk durağımız Knez Mihaylova Caddesi olmuştu. Bu cadde için Belgrad’ın kültür ve sanat caddesi diyebiliriz. Cadde boyunca ressamların açtığı sergileri, farklı müzik aletleri çalan müzisyenleri görmek mümkün. Cadde üzerinde çok sayıda hediyelik eşya satıcısı da bulunuyor. Knez Mihaylova Caddesi bittikten Kalemegdan başlar. Burası Osmanlı’nın Sırplara bir hediyesidir. İsmi bile Türkçe’dir. Türkler ‘Kalemeydan’ der bu yer için. Kalemegdan’da bir Osmanlı Paşası’nın türbesi bulunuyor. Mora Fatihi olarak da bilinen Damat Ali Paşa’nın türbesi restore edilmiş. Tarihi Osmanlı evi ise Kalemegdan’a ayrı bir güzellik katıyor. Osmanlı’nın bölgeden çekilmesiyle birlikte çok sayıda eser zamana yenilip ya yıkılmış ya da üzerine başka binalar yapılmış.

 

Mareşal Tito ve Ratko Mladiç

 

Kalemegdan’da bulunan hediyelik eşya reyonlarında çeşitli bıçak türleri ve bazı çetnik kıyafetleri satılmakta. ‘Bosna Kasabı’ olarak da bilinen Bosnalı Sırpların komutanı Ratko Mladiç’in resimlerinin bulunduğu t-shirtlerde bazı küçük mağazalarda satılıyor. Kimi Sırp milliyetçilerine göre Mladiç hâlâ bir ‘halk kahramanı’... Fakat Sırbistan halkının önemli bir kısmı Mladiç isminden utanç duyuyor. Mladiç, şimdi Hollanda’da cezaevinde. Meydanın ilerisinde bulunan askeri müzede ise çok sayıda eski top bulunuyor. Belgrad Sveti Sava Kilisesi mimari olarak Ayasofya’ya çok benziyor. Mareşal Tito’nun anıt mezarı ise sürekli ziyaret edilen yerlerden birisi. Özellikle eski Yugoslavya ülkelerinden gelen yaşlı insanlar Mareşal Tito’nun anıt mezarını ziyaret ediyor. Tito için açılmış müzede Tito'ya ait özel eşyalar sergilenmekte. Belgrad da NATO bombardımanında yıkılan askeri binaya ise hiç dokunulmamış.

 

Sırbistan’ın Osmanlı Dönemi’ndeki başkenti olan Kragujevac şehri ise Türk tarihinde önemli bir yer tutar. Türklerin Sırbistan’da kurduğu ilk şehirdir burası... 1878 yılında Berlin Antlaşması bu şehirde yapıldı. Sırbistan, Karadağ ve Romanya Berlin Antlaşmasıyla bağımsız birer devlet haline geldi. Bu yüzden bu şehir Sırplar için tarihsel bir öneme sahip. Sırbistan’ın kurucusu Knez Miloş’un yaşadığı ev ise eski bir Türk evi. Yeniden restore edilmiş. Kragujevac şehrinin girişinde büyük bir haç işareti bulunuyor. Türk kültürünün etkisi şehrin her yerinde fark ediliyor. Keza aynı durum Sırp mutfağı içinde geçerli. Sırp yemek isimlerinin birçoğu Türkçe. Güveç, kuru fasulye, soğan dolması, sütlaç, sarma, tulumba tatlısı ve baklava gibi yemekler ve tatlılar bunların başında geliyor. Sırpça’da 7 binden fazla Türkçe kelime bulunuyor. Kragujevac şehrindeki insanlar, Türkçe kelimeleri çok sık kullanıyor. Mesela: Kapı, pencere, yorgan, yastık, çarşaf, peşkir, havan, bakır, kazan, kömür, somun, çeşme, kale, meydan, sirke, köprü, kaldırım, sokak, bacanak, kayısı, cami, budala, maymun, cezve, fincan, çivi. Bunlar gibi binlerce kelime Sırpça’da kullanılmakta.

 

Osmanlı Dönemi Daha Huzurluydu

 

500 yıllık Osmanlı hâkimiyeti boyunca huzur içinde yaşayan Sırplar, Almanlar ve Hırvatlar tarafından defalarca katledildiler. Bazı Sırplara göre ise Osmanlı Dönemi en huzurlu dönemleriydi. “Ah! Türkler zamanındaki eski mutlu günler!” Bu bir atasözüdür. Bu atasözü bile Osmanlı’daki azınlıkların ne kadar huzurlu olduğunun en önemli delilidir.

 

Sırbistan’ın En Huzurlu Şehri: Novi Sad

 

Osmanlı Devleti’nin ilk toprak kaybını yaşadığı Karlofça Antlaşması, Sırbistan’ın ikinci büyük şehri Novi Sad kentinde imzalandı. Şehirde 300 bin nüfus bulunuyor. Nüfusun büyük çoğunluğunu Sırplar oluşturuyor. Macar ve Slovak azınlığında yaşadığı bu şehir Sırbistan en huzurlu kenti. Voyvodino Bölgesi Yugoslavya zamanından bu yana özerk bir yapıya sahip. Bu bölgenin ayrı başbakanı ve ayrı bir meclisi bulunuyor. Novi Sad kelime anlamı itibariyle üzüm bağı demek. Şehrin ortasından Tuna Nehri geçiyor. Şehrin kendine has bir güzelliği ve insana huzur veren bir yapısı var.  Novi Sad’da hayat çok yavaş akar, insanların konuşması dahi yavaştır.

Novi Sad şehrinde gazeteci arkadaşım Dejan Stojiciç’in misafiri oldum. Novi Sad’da yayın yapan Radyo 21’in haber editörü olan Dejan Stojiciç, 2 gün boyunca Novi Sad’ı ve çevresindeki küçük kasabaları gezdirdi. Hatta Dejan Stojiciç'in radyo programına da konuk oldum. Sırbistan’ın kültür hayatının kalbinin attığı Novi Sad şehri görülmeye değer yerlerden bir tanesi. Novi Sad’da geçirdiğim iki gün boyunca Türk kültürünün Sırbistan’da ne kadar etkili olduğunu fark ettim.

 

Sırplar Eğitimli ve Kültürlü Bir Halk

 

Novi Sad’da tanıştığım Sırplar, eğitimli ve hoşgörülü insanlar. Çoğu Türkiye’de tatile gelmiş. Kimi Kemer’e gelmiş kimileri de Kuşadası’na. Sırp turistler genelde Kuşadası’nı tercih ediyor. Türklerle ilgili eski ön yargılara sahip değiller ancak Türkiye’nin Kosova’yı tanımasından da rahatsızlar. Sırplara göre Kosova, Sırbistan’ın kalbi. Eski Yugoslavya ülkelerinden Bosna-Hersek hariç hepsi Kosova’yı devlet olarak tanıdı.

 

Bir Diktatörün İbretlik Sonu: Miloseviç

 

Pozarevac şehrine Steviç ailesinin davetlisi olarak gittim. Yaklaşık 1 saatlik bir yolculuğun ardından bu küçük şehre vardığımda Aleksandar ve Aleksandra kardeşler bana rehberlik ettiler. Şehirde çok sayıda sanat galerisi bulunuyor. Nüfusu da oldukça az olan bu şehirde hayat çok sakin. 

Pozarevac şehrindeki gezintinin ardından şehrin dışındaki arkeolojik yerleri görme fırsatı buldum. İlk olarak Romalılardan kalma mezar evlere gittik. Burası gerçekten görmeye değer bir yerdi. 1400 yıllık geçmişe sahip olan bu mezarlık, bugünlerde çok sayıda ziyaretçi çekiyor. Pozarevac şehri arkeolojik zenginliklerinin yanı sıra önemli kömür madenleriyle de meşhur. Şehirde büyük bir termik santral bulunuyor. Şehrin ekonomisi madenciliğe dayalı desek doğru olur.

 

Bu şehirde ki en önemli anlarımdan birisi de bir zamanlar Balkanları kana bulayan Sırbistan’ın eski Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'in mezarını görmek oldu. Miloseviç'in mezarı şimdi Pozeravac şehrindeki evinin bahçesinde bulunuyor. Miloseviç'in mezarının bakımını ise bir akrabası üstlenmiş. Bahçedeki mezarın başında Miloseviç'in heykeli bulunuyor. Miloseviç'in Moskova'da yaşayan karısı Miryana Markoviç için de mezar hazırlatılmış. Miryana Markoviç öldüğü zaman Miloseviç'in yanına gömülecek. Sırbistan’da hâlâ bazı kesimler tarafından sevilen ve halk kahramanı olarak görülen Miloseviç’in düştüğü durum gerçekten çok ibretlik. Her diktatörün yaşadığı hazin sonu Miloseviç de yaşadı. Bir hapishane köşesinde öldü ve ülkesinde adı anılmak bile istenmiyor. Tarihe evinin bahçesine gömülen diktatör olarak geçen Miloseviç, Bosna’da ve Kosova’da çok sayıda insanın katliamından sorumlu.

 

Sırpları Biraz Yanlış Tanımışız

 

Sırbistan’dan ayrılırken bu ülke insanıyla ilgili olumsuz birçok düşüncemden de sıyrılmış oldum. Bosna savaşında yaşananları unutmak mümkün değil. Ancak Sırplar, emperyalizmin oyununa geldiklerini çok geç fark etti. Misafirperver bir halk olan Sırplar, Bosnalı Sırplardan oldukça farklı. Sırbistan, Türkiye’den vize istemiyor. Türk Hava Yolları ve Air Serbia her gün uçuşlar düzenliyor. İmkânınız varsa Sırbistan'ı görmenizi tavsiye ederim.

Yazı Ve Fotoğraf
İbrahim Büyükeken