
Sırbistan... 420 yıl boyunca Osmanlı sınırları içerisinde yer alan, tarihi ve doğasıyla insanı büyüleyen, Türkler olarak kendimizden birçok detay, birçok iz bulabileceğimiz bir memleket. Bugün sizlerle Sırbistan’ın başkenti; Beyaz Şehir anlamına gelen “Belgrad” hakkındaki izlenimlerimi paylaşacağım…
Seyahatlerimde bir ülke hakkındaki ilk izlenimlerimi genellikle havalimanlarından elde ederim ve genellikle de burada gördüklerim o şehir veya ülke ile bütünleşir. Gittiğim ülke / şehrin ekonomik ve sosyo-kültürel yapısı ile ilgili detayların büyük bir kısmına ulaşabiliyorum havalimanlarında. Belgrad Nikola Tesla Havalimanı da bunlardan biri. Modern yapısıyla ve kolay ulaşılabilir hali ile artık Belgrad ve Sırbistan’a yakışır bir yer haline gelmiş. Geçen yılki ziyaretimde gördüğüm genişleme, yenileme çalışmalarının büyük oranda tamamlandığını ve artık daha ulaşılabilir hale geldiğini görmek memnun etti beni.
Belgrad’da en çok dikkatimi çeken şeylerin başında insanlarının oldukça rahat, neşeli ve samimi olmasıydı. Bu seferki ziyaretimde de bunu ziyadesiyle hissettim. Havalimanından şehir merkezine bizi ulaştıran taksi şoförü ile yol boyunca yaptığımız ufak muhabbette, kültürümüze ne kadar yakın olduklarını da tecrübe etmiş olduk. Daha biz sormadan bildiği birçok Türkçe kelimeyi art arda sıralaması ile merakla “Türkçe öğrenmeye mi çalışıyorsun” diye sormuştuk; aldığımız cevap bizi biraz mahcup etti aslında : “Kardeş, biz 5 asır birlikte yaşadık…”
Sanırım taksicinin de bu cümlede vurguladığı gibi uzun bir müddet aynı dili konuşmak, aynı duyguları paylaşmak, aynı kültürü paylaşmak sonucunda her ne kadar ayrı diyarlarda, ayrı ülkelerde ayrı dili konuşuyor olsak da özümüzde birçok noktada biriz! Bunu sokaklarda gezerken de rahatlıkla hissedebiliyorsunuz…
Sırbistan’da Türk olmak sizi diğer turistlerden birkaç adım öne çıkarıyor diyebilirim rahatlıkla. Tramvay’da gitmeye çalıştığım bir yeri sorduğum Sırp bir vatandaş önce kısa bir bilgi verdi, sonra Türk olduğumu öğrenince gideceğim yere kadar eşlik edip en uygun yerde de detaylıca tarif etti. Bununla da kalmayıp “gideceğiniz yere kadar eşlik edemediğim için kusura bakmayın” diye özür dileye dileye ayrıldı bizden. Son yıllarda iki ülke arasında yaşanan samimi ilişkiler, vize uygulamasının kaldırılması sebebiyle neredeyse her adım başında bir Türk’e denk geliyor oluşumuzun ve Yunus Emre Enstitüsünün de ülkedeki çalışmaları Türklere karşı sempatiyi aşırı şekilde artırdığını iletiyorlar.
Bu arada Yunus Emre Enstitüsünün Türkçe kursları hakkında bahsetmeden geçemeyeceğim. Akşam ve hafta sonu kursları ile (ki her geçen yıl talebin daha da arttığını belirttiler) Sırp gençlerin akıcı Türkçe konuşmalarına büyük katkı sağlıyorlar. Öyle ki daha önce Sırp olduğunu bilmeden konuşmaya başlarsanız birçoğunun Türk olduğunu ve sizinle dalga geçtiğini bile düşünebilirsiniz :) Biz de birkaç kişide bu durumu yaşadık
Eski Belgrad içerisinde daha çok Gotik mimari izlerini görürken Yeni Belgrad’da (Novi Beograd) daha modern, site tarzı oluşumları görebiliyoruz. Yine eski Belgrad’da hâlâ eski tramvaylar ve troleybüs hatları kullanılırken Yeni Belgrad’da yeni tramvaylar ve otobüsleri görebiliyoruz.
Belgrad’ın en önemli yerlerinden biri Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği ve özellikle gün batımını en iyi tecrübe edebileceğiniz yer olan “Kale meydan Parkı”dır. Osmanlı’nın bu stratejik noktada kurduğu, çok geniş bir alana yayılan kale ve içerisinde yer alan; Osmanlı ordusunun talim, teftiş ve toplanma alanı olarak kullandığı meydan’dan ismini alan bu park zamanla Sırpların da diline “Kalemegdan” olarak yerleşmiş. Yapı içerisinde Defterdar Kapısı, Zindan Kapısı, Damat Ali Paşa Türbesi, Despot Stefan Kulesi, Saat Kulesi gibi birçok noktayı ziyaret edebiliyorsunuz.
Belgrad’da Kale meydan’dan sonra en turistik noktası ise “Knez Mihailova Caddesi” diyebilirim. Bizim İstiklal Caddesi gibi uzun ve kalabalık bir buluşma noktası. Yine caddenin her iki tarafında tarihi binalar, iş merkezleri, dükkânlar ve bir Alış Veriş Merkezi de yer almakta. Cadde bir ucunda Kale meydan’a da bağlanıyor.
“Buralara kadar gelmişken ne yiyelim?” sorusunun cevabı ise çok basit : Cevapcici. Bir Balkan Köftesi klasiği… Genellikle Balkanlardaki her ülkede farklı bir versiyonu bulunmasına rağmen isim pek de değişikliğe uğramıyor; Cevabi veya Cevapcici dediğinizde ne istediğiniz anlıyorlar.
Somun ekmek arasında parmak köftelerin soğan ve kaymak eşliğinde sunumu et sevenlere ayrı bir lezzet şöleni sunacaktır :) Bu arada evet, yanlış okumadınız, et yanında “kaymak” bulunuyor. Bizim pek alışık olmadığımız bir birliktelik olsa da bir çoğunuzun beğeneceğini düşünüyorum.
Özetle Belgrad mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olarak listenizin en üst sıralarında yer almalı bence. Hazır vize problemi yokken, iki ülke ilişkileri bu kadar iyi ve Türkler olarak seviliyorken ve en önemlisi de diğer Avrupa ülkelerine nazaran daha uygun fiyatlı bir seçenekken hiç vakit kaybetmeden planınızı yapın J
Yazı Ve Fotoğraf
Yazı: İbrahim Soyarslan Fotoğraflar: İbrahim Soyarslan, Atila Şahin