Anadolunun Efes'i Zengibar Kalesi

M.Ö 2000’li yıllara kadar geçmişi olan Isauralıların yaşadığı bilinen Toros Dağlarının İç Anadolu’ya bakan kısmının eteklerinde yaşamış olan medeniyetin izleri günümüzde de görülmektedir. Isauralıların kurduğu ve bağımsız olarak yaşadığı Zengibar Kalesi, günümüzde Konya’nın Bozkır ilçesi sınırları içerisinde yer almakta ve ilçe merkezine 11 km’lik bir mesafede bulunmaktadır. Heredotos’un (MÖ 409-425) aktardığı bilgilere göre “Isaura”nın, “Kilikia” bölgesinde yer aldığını aktarmıştır. 

B. İskender’in MÖ 334 yılında Anadolu’ya ayak basması ile birlikte Anadolu’daki Pers egemenliği son bulmaya başlamıştır. Bu yıllarda B. İskender, Isaura ve Laranda kentlerini kontrol altına alması için Kilikya satraplığına Nikenaros’un oğlu Balakros’u atar. Isauralıların, Balakros’u kısa bir süre içinde öldürmeleriyle bölge halkı ile ilgili olarak ilerleyen yüzyıllarda yaşanacak korsanlık ve eşkıyalık gibi sorunların ipuçlarını görebilmekteyiz. B. İskender’in ölümünden sonra MÖ 322 yılında, İskender’in generallerinden Perdikkas Laranda ve Isaura kentine bir ceza seferi düzenleyerek bölgeyi hâkimiyeti altına alır. Laranda kentini kolaylıkla ele geçiren Perdikkas, Isaura (Zengibar Kalesi) kentinde büyük bir direnişle karşılaşır. Diodoros, canlı bir şekilde anlattığı savaşın çok çetin geçtiğini ve Perdikkas’ın güçlü ordusu karşısında daha fazla direnemeyen Isauralıların teslim olmayıp kendilerini ateşe atarak intihar ettiklerini bildirmektedir.

Diodoros’un naklettiği bilgilere göre Isaura (Zengibar Kalesi) kenti Helenistik dönemin başında zengin ve güçlü bir kent, özellikle de sur ve kulelerle çevrilidir. Bu savaşın, Isaura (Zengibar Kalesi) kentinde nasıl bir etki yarattığı konusunda elimizde somut bir delil yoktur. Bundan sonraki süreçte Isauria toprakları MÖ 133 yılına kadar Helenistik dönem krallıkları arasında sürekli el değiştirmiştir. Roma İmparatorluğu bu yıllardan sonra Anadolu’da etkin faaliyetlerde bulunmaya başlamıştır.

MÖ 79 yılında konsül seçilen P. Servilius Vatia, Kilikya Eyaleti’ne gönderilen ordunun komutanlığına getirilir. P. Servilius Vatia, Isauria topraklarının da içinde yer aldığı bölgede tam bir egemenlik kurar ve bu başarısından dolayı kendisine “Isauricus” unvanı verilir.

Bu dönemle ilgili bilgiler veren Strabon (MÖ 64-MS 21) ilk defa Isaura kentinden ve Isauria Bölgesi’nden söz eder. P. Servilius Vatia ile de tanışan Strabon Isauria Bölgesi’ni, coğrafyasını Trakheiotis, halkını ise Trakheiotlar olarak adlandırdığı Dağlık Kilikya’nın bir alt bölgesi olarak göstermektedir. Roma egemenliğinin uzun sürmediği Dağlık Kilikya ve Isauria topraklarında korsanlık faaliyetleri yeniden hız kazanınca Roma Senatosu “Lex Gabina” kanunu ile MÖ 67 yılında Pompeius komutasındaki Roma ordusunu bölgeye gönderir ve bölgede tekrar kontrol sağlanır. Roma İmparatorluğunun MS 395 yılında ikiye ayrılması sonucu Isauria Bölgesi de Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kalır.

Aslen Isaurialı olan Traskalisseus’u (Torasikodia, daha sonra Zenon adını alacaktır) MS 474-491 yılları arasında Bizans tahtında görüyoruz. Zenon, Bizans tahtını ele geçirme politikasını uygulamaya koymadan önce Hun Hakanı Atilla ile diplomatik ilişki kurarak onu oyalar. Hatta Atilla’nın sözlüsünü kaçırarak bir Isaurialı ile evlendirmiştir.

Bizans’ta yönetime hâkim olan Zenon, her merkeze bir piskopos fikrinden hareket ederek sorunları çözmeye çalışmış ve bütün merkezlere birer piskopos atamıştır. Fakat Zenon bir kanun çıkararak Isaura (Zengibar Kalesi) ve Leontopolis’i (Bozkır) bu uygulamanın dışında tutmuştur. İmparator Zenon’un doğup büyüdüğü bölge için neden böyle bir kanunu çıkardığı bilinmemektedir. A. M. Ramsay’a göre Isaura (Zengibar Kalesi) ve Leontopolis (Bozkır) kentleri birbirine o kadar yakındı ki Zenon böyle bir kanunla iki kenti aynı piskoposa bağlamıştır. Bir başka görüşe göre ise Zenon, Isauria Bölgesi’nin insanı olduğu için bölge insanlarını çok iyi tanımaktadır. Mezhep ayrılıklarını da göz önüne alarak, herhangi bir karışıklığa meydan vermemek için bu kanunu çıkarmış olmalıdır.

MS 717-741 yılları arasında Isaurialı III. Leon, Doğu Roma İmparatorluğu’nu yönetmiştir. III. Leon, III. Theodosius ve Zenon döneminden süre gelen bir geleneği yaşatırcasına, belki de bölge insanının savaşçı yapısından faydalanmak için Roma ordusuna bölgeden asker toplamaya devam etmiştir. Bizans tarihine “Isauria Hanedanlığı” olarak geçen MS 717-867 yılları arasında Bizans’ı Isaurialı komutanlar yönetmiştir.

Bizans İmparatorluğu taht kavgalarıyla uğraşırken MS 7. yüzyıldan sonra Anadolu’ya Arap akınları başlar. 1097 yılında Anadolu Selçukluların Konya’yı başkent yapmaları ile birlikte Dağlık Kilikya ve Isauria Bölgesi Selçuklu hâkimiyetine geçer. Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra Beylikler döneminde ise Dağlık Kilikya, Karamanoğulları Beyliği sınırları içine girer. 1451 yılında Karamanoğullarının Osmanlı topraklarına katılmasıyla birlikte Dağlık Kilikya ve Isauria toprakları da Osmanlı Devleti’ne dâhil olur.

Hafta sonu Bozkır Belediyesi ve Basın Yayın Enformasyon Konya İl Müdürlüğü işbirliğiyle Zengibar Kalesini canlı görme fırsatımız oldu. Burada yapmış olduğumuz incelemelerde, Zengibar kalesinin Anadolu tarihine önemli derecede katkı sağlayacağı kanısına vardık. Bu kale kalıntılarının 1988 yılında tescil edildiğini,  kalenin ilk keşfinin 19. yy. başlarında Avrupalı gezginler tarafından yapıldığını ve kısa bir yüzey araştırması yapıldığını öğrendik. Aynı zamanda bu bölgede Kültür ve Turizm Bakanlığı ile 2010 yılında ilk çalışmaların yapıldığını da öğrendik. Yapılan araştırmalarda ise kalenin erken Hıristiyanlık dönemine rast geldiğini ve bu dönemde çeşitli yapıların üzerine sonradan haç işareti kabartmasının yapıldığını gördük.

Kale, hâkim bir tepede yer alıyor ve uzun vadi boyunca etrafı kontrol özelliğine sahip biçimde kurulmuştur. Kale geniş bir alana yayılmıştır. Zaten geniş alana yayılması, metropolit bir şehir olarak kurulmasından dolayıdır. Kale içerisinde gördüğümüz kalıntılar arasında, sütunlu cadde, kilise, meclis, tiyatro alanları, taş ocağı, gözetleme kuleleri vb. yapılar tam olarak belirgin olmamasına rağmen bu yapıların burada var olduğu anlaşılmaktadır. Kalenin diğer bir özelliği ise, M.Ö. oluşturulan yapılarda taş işçiliğinin İç Anadolu’da ne kadar büyük bir gelişme kaydettiğinin en büyük göstergesi kabul edilmektedir.

Zengibar Kalesi, diğer bir deyişle Isauralılar, 4 bin yıllık tarihiyle Persler, Büyük İskender imparatorluğu, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. Bir gün mutlaka Konya-Antalya geçiş güzergâhında seyahat ettiğinizde uğrayıp görmenizi tavsiye ediyorum.

Kaynak: Aksaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Bölüm Başkanı Doç. Dr. Osman Doğanay Makaleleri

Derleyen ve Özetleyen: Resul Bolat, Bozkır Belediyesi Basın Danışmanı

Yazı Ve Fotoğraf
Resul Bolat