
Azerbaycan’ın dünya çapında bilinirliğini sağlayan temalardan birisi hiç şüphesiz Azerbaycan halılarıdır. Hazar Denizi kıyısına oldukça yakın, Bakü Bulvarı milli park içinde yer alan müzeye yürüyerek ulaşıyorum. Oluşum süreci hakkında kısmen de olsa bilgi sahibi olduğum halı müzesinin tarihi, benim doğum yılına kadar uzanıyor.
Müzenin oluşumu ve inşası 1967 yılında Sovyetler Birliği Döneminde, Azerbaycan’ın ünlü halıcısı ve ressamı Letif Kerimov önderliğinde hayata geçmiş ve dünyanın ilk ve en büyük halı müzesi kurulmuştur.
Bakü’de bulunduğum süre içerisinde dünyaca meşhur Azerbaycan Xalçalarının sergilendiği Halı Müzesi, ziyaret için önceliklerim arasındaydı. Bugüne kadar bir müzeci olarak gittiğim her ülkede önceliğim, ülkenin ünlü müzelerini ve sanat galerilerini gezmek olmuştur. Burası Bakü şehrinin incisi can Azerbaycan’ımızın muhteşem halıcılık geleneklerinin sergilendiği dünyanın ilk ve tek halı müzesidir. Müze; 2014 yılında 1967 yılından beri Neftçiler Caddesinde bulunan Stalinist neoklasik tarzındaki eski müze binasından, Hüseynov Caddesinde inşaatı tamamlanan, katlanmış bir halı şeklinde tasarlanan yeni müze binasına taşındı. Modern ve post modern sembollerin birlikte yorumlandığı bir tasarımla kıvrılmış bir halı şeklinde, motifler ve dokulardan esinlenen özgün mimari binası ile yeniden açıldı. Azerbaycan halı dokumacılık mirasının bütün süreçlerinin doğrudan ziyaretçiye aktarıldığı, sergilendiği ve bir anlamda mirasın detaylarında ruhsal bir yolculuğun deneyimlendiği harika bir müze….
Azerbaycan Medeniyet ve İnce Sanatlar Üniversitesindeki müzecilik seminerimize katılan müze yöneticilerinden Mira Hanım ve kursiyerlerimiz bizi güler yüzle karşılıyorlar.
Müze gayet temiz bakımlı, çalışanları zarif ve saygılı, güzel bir kurum. Rehber hanımın refakatiyle müzeyi gezmeye başladık. Halı (Xalça) Azerbaycan için milli olmak, millet olmak ve “kimlik oluşturma” noktasında önemli bir sembol ve kültür mirası.
Halının (Xalça) korunması sergilenmesi, depolanması ve tanıtılması bakımından bu müze Azerbaycan halkının bir anlamda dokumacılık ile kurduğu, zengin tarihi ve kültürel bağları en güzel şekilde ifade etmektedir. Müze, Azerbaycan'ın farklı bölgelerinden gelen geleneksel halıların yanı sıra, tarihi halı dokuma tekniklerini, desenlerini ve renklerini sergilemekte, müzecilik teknolojileriyle gözlemleme, deneyimleme yoluyla Xalça sanatını en güzel bir şekilde yaşatmaktadır.
Azerbaycan halıcılığı; altın, gümüş, ipekten ipliklerle zarif ve görkemli halılar dokunduğuna dair önemli tarihçilere konu olmuştur. İnce işçiliği ve kullanılan materyalden dolayı çok pahalı olduğundan genellikle sadece feodal beyler için dokunan bu halılara "zerbaf" denmekteydi. Herodot, Klavdi Elian, Ksenofon ve Musa Kalankatlı gibi başkaca tarihçiler Azerbaycan halı sanatına dair tarihe önemli notlar düşmüşlerdir. Orta çağlarda altın-gümüş ipliklerle dokunan halıların başlıca üretim merkezleri Tebriz, Şamahı ve Berde şehirleriydi.
Muhteşem koleksiyonlara sahip müzede 6.000'in üstünde halı bulunmaktadır. Orta Çağdan günümüze Azerbaycan’ın tüm bölgelerini içine alan zenginlik ve çeşitlilikte Şeki, Bakü, Kuba, Karabağ, İrevan, Gence, Nahçıvan, Şirvan, Tebriz, Erdebil gibi farklı bölgelere özgü görkemli halıları sergilenmektedir.
Müze koleksiyonunda, 14. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Karabağ halıları, Kasım uşağı halıları gibi kendi yörelerine özgü desenler ile Azerbaycan'ın çeşitli dokuma merkezlerinde dokunan halılar yer almaktadır. Koleksiyonun en nadide eserlerinden seçilen halılar, kronolojik sırayla ve bölgelerine göre, müzede sergilenmektedir. Müze içindeki bilgilendirmeler, eser etiketlemeleri, bilgilendirme kioskları, ekranlar ve aydınlatmalar gayet başarılı..
Rehberimiz işinin ehli bir hanımefendi, koleksiyon hakimiyeti harika; her halıyı tek tek bölgesine göre, tarihsel ve teknik özelliklerini, dokuma desen, motif ve halıların geçmiş hikayelerinden tutun da müzeye gelişlerine, envantere dahil olma süreçlerine kadar her şeyi sabırla anlatıyor. Özellikle “Karabağ Odası"ndan çok etkilendiğimi söylemek istiyorum. Güzel bir deneyim alanı oluşturulmuş; hikayeleri, rengarenk dokumalar, sizi adeta binbir gece masallarını andıran bir saray odasına götürüyor..
Müze zengin halı koleksiyonları yanında dokumacılığı somut ve somut olmayan miras bakımından da ele almış; halı dokumacılığına dair araç gereçler, eski tekstil eserleri ve kültürel objelerle onların kullanım biçimlerini de aktaran bir yaklaşım sergilendiğine şahit oluyorum.
Azerbaycan Halı Müzesi, sadece halı sanatıyla ilgili bir sergi alanı olmakla kalmaz, aynı zamanda Azerbaycan'ın kültürel kimliğini tanıtmak adına önemli bir kültürel merkezdir. Ortak geçmişi ilmek ilmek işlenen Azerbaycan Halıları ziyaretçilerini muhteşem bir görselle karşılamakta, binlerce yıllık geleneğin birikimini gelecek kuşaklara eksiksiz aktarmanın haklı gururunu taşımakta, bunu renklerin canlılığı, motiflerin armonisiyle sergilemektedir.
Azerbaycan halısı halkın milli kültür tarihinde kendine özgü çok özel bir yere sahiptir. Halk sanatları arasında en yaygın tür olan halı sanatı, Azerbaycan halkının her daim gündeminde olan milli bir semboldür. Halıcılık, Azerbaycan’ın kadim tarihini, bilgeliğini, derin kültürünü ve bu yetenekle bir milleti dünya sahnesine çıkaran bir sanat olmuştur.
16. yüzyılda Azerbaycan'ı ziyaret eden İngiliz seyyahı Antoni Jenkinson, 17. yüzyılda Hollandalı seyyah Jan Struys, Azerbaycan'ın halıları ve onların sanatsal özellikleri hakkında bilgiler verdiler. Ayrıca "Kitab-ı Dede Korkut" destanında Azerbaycan'ın ipek halıları, Azerbaycan klasik edebiyatının tanınmış şairleri Ebülüla Gencevi, Nizami Gencevi, Efsaleddin Hakanî'nin eserlerinde de bu halıların övüldüğü bilinmektedir.
13-14 yüzyıllarda Azerbaycan'dan yabancı ülkelere büyük miktarda halı ve halı ürünleri ihraç ediliyordu. İnce süslemeleri, zarif desenleri ile dikkat çeken bu halılar ünlü Avrupa ressamlarının eserlerinde, minyatürlerde yer almıştır. XV. yüzyıl Hollanda ressamları Hans Memling'in "Meryem ve Çocuğu" tablosunda "Şirvan" halısı, Van Eyck'in "Meryem" eserinde "Zeyve halısı", Alman ressam Hans Holbein'in (XV. yüzyıl) "Elçiler" eserinde "Kazak" halısının tasvirleri yer almıştır.
Azerbaycan Halıları bu tarafıyla dünya kültür ve sanatına etki etmiştir. Halılar teknik özelliklerine göre tüylü ve tüysüz olarak sınıflandırılır. Tüysüz halılar dokuma sanatının en eski dönemine denk gelir. Tüysüz halılar, dokuma tekniği, kompozisyon yapısı, süsleme zenginliği ve renk uyumuna göre: Palaz, Cecim, Ladi, Kilim, Şedde, Verni, Zili, Sumak olmak üzere birbirinden farklı 8 türe ayrılır.
Azerbaycan halıları, sanat alanı olarak hem coğrafi konumuna hem de desen, kompozisyon, renk uyumu ve teknik özelliklerine göre Küba Halıcılık Okulu, Abşeron Halıcılık Okulu, Şirvan Halıcılık Okulu, Gence Halıcılık Okulu, Azak Halıcılık Okulu, Karabağ Halıcılık Okulu, Tebriz Halıcılık Okulu, Nahcivan Halıcılık Okulu ve Zengezur Halıcılık Okulu olmak üzere 9 halıcılık okuluna ayrılır.
Azerbaycan halılarının süslemeleri, çeşidine ve menşe yerine göre değişiklik göstermektedir. "Guba", "Şirvan", "Gazak", "Zencan" halıları, merkezinde hayvan ve insan şematik figürler ve çokgen veya yıldız motiflerinden karmaşık geometrik tasarımlar kullanılmıştır. "Tebriz" ve "Karabağ" gibi diğer halıların karakteristik özellikleri ise bitkisel motifli çeşitli bitkisel süslemelerdir. Azerbaycan halısının estetik ilkesi, resimlerin düzlemsel çözümünde, çizimin ritminde, merkezi ve sınır alanına geleneksel bölünmede, elemanların özlü geometrisinde yatmaktadır.
"Bakü", "Kuba", "Gazak" ve "Gence" okullarının halılarında motiflere, geometrik desenlere sıklıkla rastlanmaktadır. Gamalı haç, sekiz köşeli yıldız gamalı haç, spiral olarak bükülmüş ışınların geldiği gökyüzünün merkezini temsil eden, çoktanrıcılığın dini inançlarına gönderme yapılmıştır.
Azerbaycan halılarında kartal ve tavus kuşu başta olmak üzere kuş imgesine sıklıkla rastlanır. Koyun, keçi gibi evcil hayvanlar, orta sahalarda “S” sembolü aracılığıyla koşullu boynuzlar olarak tasvir edilmiş olup halıların kenarı aynı şeklin stilize edilmiş ejderha motifleri ile bezenmiştir. İnanışa göre tılsım görevi görmektedir. Tebriz halısı ana deseni genellikle bereketi simgeleyen hayat ağacıdır. Halıların üzerinde ayrıca çok sayıda ağaç, bitki ve kuşun bulunduğu bahçe resimleri yer almıştır.
Azerbaycan halılarının desenlerinde de İslam'ın sembolizmi görülmektedir. Bunlar arasında Hz. Fatıma annemizin eli, İslam'ın beş emrini simgeleyen beşparmak (yani beş parmak) ve Müslümanlar tarafından saygı duyulan beş şahsiyet “Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin” yer alır. Camilerde, seccadelerde her zaman kutsal şehir Mekke'ye bakan kıble duvardaki niş olan İslami mimari unsuru "mihrap" imgesi de halıların merkezi modeli olarak kullanılmaktadır.
Müzenin en önemli eserlerinden biri şüphesiz Ressam Tahir Mecidov’un Milli Kurtuluş Günü için içinden geçenleri yansıttığı "Qayıdış Xalçası" Geri Dönüş halısıdır. Yüksekliği 3 metre, genişliği ise 2 metredir. Üzerinde 40 bin düğüm bulunur. Tarihi anlar ve kişiliklerin yansıtıldığı anlatım çizgisi ve teknik uygulaması nedeniyle halı yüksek bir sanat eseri olarak değerlendirilmektedir.
Müzeyi gezerken Nizami, Dede Korkut, Leyla ile Mecnun gibi şahsiyetlerin resmedildiği, tarihsel hadiselerin anlatıldığı halıları görmek mümkün. Azerbaycan geleneksel halı dokuma sanatı, Haydar Aliyev Fondu'nun çalışması sonucu 2010 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miraslar Listesine alınmıştır. Azerbaycan Halı Müzesi, Azerbaycan ve Türk kültürünü tanımak isteyen ziyaretçiler için eşsiz bir deneyim sunuyor. Hem tarihi halıların hikâyelerinin içinde dolaşmak, hem de Azerbaycan’ın el sanatlarının zarafetini görmek isteyenler için mutlaka görülmesi gereken bir müzedir. İki buçuk saatlik gezinin ardından müze müdiresi Amina Melikova Hanım Efendi ile çay içip Türkiye ve Azerbaycan müzeleri ve müzeciliği üzerine güzel bir sohbet yaptık. Amina hanıma ve ekibine gösterdikleri misafirperverlik için teşekkür edip müzeden ayrıldım. Müze, pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatlerinde ziyaretçilere açıktır.
Bakü'ye gidildiğinde birkaç saat ayırıp bu muhteşem müzeyi mutlaka ziyaret etmeli, bir medeniyetin ilmek ilmek işlenerek görkemli bir sanata dönüşümü öyküsünü görmeden dönmemelisiniz…
.
Yazı Ve Fotoğraf
Salih DOĞAN